Sayı 13 / Ocak-Şubat 2015

Kobane

IŞİD saldırıları, Kobane ve Şengal direnişleri Türkiye, Kürdistan ve dünya gündeminin birinci sırasındaki yerini korudu. Hiç kuşku yok ki, Kobane ve Şengal direnişlerinin ilk sıraya yükselmesi Kürt özgürlük savaşçılarının ve onlarla omuz omuza çarpışan Türkiye ve Kürdistanlı devrimcilerin eseridir.

Kobane direnişi bir mihenk taşı, bir turnusol kağıdı oldu.

Erkene alınmazsa, burjuva meclis için yapılacak genel seçime 6 ay kaldı. Bu seçim, egemen sınıf kliklerinin partileri için de, emekçi sol hareket için de önem taşıyor.

Diktatörlüğün ve sermaye oligarşisinin genel çıkarlarıyla birlikte, Türk burjuvazisinin çeşitli kesimlerinin özgün ve dönemsel çıkar ve politikalarını öne çıkaran değişik sermaye partileri, işçileri ve ezilenleri peşlerine takmak için harekete geçtiler bile. Demagoji, yalan vaadler, şovenizm, ırkçılık, dinin afyon hali, güç gösterisi, aldatma teknikleri, kitle psikolojisini yönlendirecek gerici, faşist saflaştırma biçimleri ortalıkta kol gezmeye başladı.

Devrim bir zorlamadır; zamanını doldurmuş bir düzeni yıkma, aşılması zorunlu bir durumu aşma, tarihin çarkına çomak sokarak ona yeni bir yön çizme girişimidir. Devrimci devrimi beklemez onu örgütler. Bu içinde yaşadığı koşullara ve kendine bilinçli bir müdahaledir. Kişi, ortamı altüst ederken kendini de altüst eder. Bu bir süreçtir. Bu iki yönlü bir akıştır. Birincisi kendiliğinden, devrimcinin iradesi dışında oluşan çelişkilerin olgunlaşma, toplumsal kaynaşma sürecidir; ikincisi devrimcinin bu olgunlaşma sürecini hızlandırma, bu sürece bir bilinç, yön ve hedef kazandırma çabasıdır. Bu çaba özünde pratiktir. Bu pratik, akışa dahil olmakla sınırlandırılamaz, başta da belirtildiği gibi devrim bir zorlamadır, bu aynı zamanda kitle hareketini, bilincini devrim yönünde zorlamak anlamına gelir. Bu iki yönlü akış iç içe geçmiş tek bir süreçtir. Birinin diğerini öncelemesi gerekmez. Kitle hareketi bazen sıçrar ve devrimci örgütler onun bir hayli gerisine düşebilir, bazen kitle hareketi uzun bir durgunluk dönemine girer ve bu durumda devrimci çalışma dar bir alana sıkışabilir. Önemli olan duruma göre kendini yeniden düzenlemektir. Kitle hareketi yükselirken hareketi devrime doğru yönlendirmek, hareketin durgunluk döneminde bu durgunluğa teslim olmayıp onu kırma yönünde çabalamak gerekir.

ABD emperyalizmi öncülüğündeki koalisyon güçleri, Kobane’yi kuşatma altında tutan IŞİD mevzilerini bombalıyor ve direniş güçlerine silah ilaç vb. tedarikinde “yardımcı” oluyor.

Emperyalist ve bölgesel gericiliğin siyaset alanını daraltan, dahası halkçı alternatif bir model olan Rojava devrimini (ön cephesi haline gelen Kobane direnişini) ‘desteklemesi’ ilk bakışta gerçekten de oldukça tuhaf görünüyor.

Suriye gerici iç savaşında başta IŞİD olmak üzere, Nusra Cephesi, Ahrar u Şam gibi radikal politik İslamcıların öne çıkıp gelişmeleri yalıtılmış bir gelişme değil. Bu gelişmenin öncesi ve sonrasında, AfganistanPakistan hattında, Güneydoğu Asya'da ve Kuzey Afrika Müslüman halkları arasında El Kaide çizgisindekiler önde gelmek üzere, silahlı mücadele yürüten politik İslamcıların gelişmesi söz konusuydu.

1 Kasım’da, Kobane ve Şengal’de savaşan halklarla dünya çapında dayanışma günü örgütlendi. Beş ayrı kıta ve farklı ülkelerde eylemler düzenlendi. Avustralya, Şili, Venezuela, Tunus, Honduras, Ekvator, ABD, Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Japonya gibi geniş bir coğrafyada gerçekleşti. Avrupa’da ise Fransa, İtalya, İngiltere ve Almanya’da onlarca yürüyüş ve eylem gerçekleştirildi. Hollanda, Avusturya, İsviçre, Belçika, İspanya, Yunanistan, Kıbrıs, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Danimarka, Norveç, Finlandiya ve diğer ülkelerde, Kobane ve Şengal’de direnenlerle dayanışma eylemleri yapıldı.

FHKC (kısaca Halk Cephesi) George Habbaş, Wadi Haddad ve yoldaşları tarafından 11 Aralık 1967’de kuruldu. Şu örgütlerden oluşuyordu: “Geri Dönüş’ün Kahramanları, Filistin Özgürlük Cephesi Müfrezeleri (Şehit Abdal Latif Shrour’un örgütü Şehit Kassam’ın örgütü Şehit Abdül Kadir El Hüseyni’nin örgütü), Filistin’in Özgürlüğü İçin Ulusal Cephe (Gençlik İntikam Örgütü) ve ülkedeki bir dizi örgüt.” (1)

“FHKC, başlangıçta ‘Dönüş Kahramanları ’ (Abdal Al-Awda), ‘Filistin Kurtuluş Cephesi ’ ve cephe içinde dördüncü bir grup biçimini alacak bağımsız unsurlar ile Milli Arap Hareketi’nin Filistin kolunun birliği olarak ortaya çıktı.”

Röportaj: Deniz Serkan

Reconstruccion Comunista (İspanya) İle Röportaj (2. Bölüm)

Mart ayında İspanya’da büyük kitle protestoları yapıldı. Okurlarımızı bu konuda bilgilendirir misiniz? Hangi partiler, örgütler ya da kitle örgütleri bu eylem ve protestoları örgütledi?

Protestolar esasen Madrid merkezliydi. İki çağrı vardı. Bir yandan SAT, CCOO ve UGT gibi reformist sendikaların, Birleşik Sol’un çağrısını yaptığı onur yürüyüşleri, diğer yandan daha militan sendikaların ve toplumsal örgütlenmelerin çağrısını yaptığı işçi yürüyüşleri. Bizim gençlerimiz de bu blokta yer aldı. Bu protestolardan sonra burjuva medyada bizleri kriminalize eden epey sert saldırılarla karşı karşıya kaldık.

Korkunun Ecele Faydası Yok

Bilinemeze tapınma, güce biat; insanlığın tarihsel gelişiminin bir parçası. Sınıflı toplumların oluşumuyla birlikte bu tapınma ve biat etme durumu, egemenlik ilişkilerinin bir aracı ve sonucu haline de gelmiştir. Bu anlamda erk sahibi her koşulda gücünü gösterme, hissettirme durumundadır.

Erk sahibi, adına ister tanrısal varlıklar denilsin, ister imparator, kral, firavun, şah; üzerinde egemenlik kurduğu güçlerden soyutlandığı oranda kendini güvende hissetmiştir. Bir başka ifadeyle, ezilen sınıflara kendilerini ihtişamlı göstererek; erişilemez oldukları, güçlerinin sınırsız olduğu, büyüklüklerinin baki olduğu izlenimi yaratılarak, iktidarlarını süreklileştirmek istemişlerdir. Bu, tanrısal varlıklardan Erdoğan’ın AK Saray’ına kadar hep böyle olmuştur...

Kobane'de ölümsüzleşen MLKP savaşçısı Sibel Bulut'un ( Sarya Özgür / Eylem Deniz ) Türkiye cephesi çalışmaları içindeyken 2012 sonbaharında yazdığı ve partisinin yeraltı yayınında değerlendirilmesini istediği "İrade'ye Sahip Çıkmak" başlıklı dönemsel gelişim raporunu okura sunarken, bunun, komutan Sarya'nın anısının ve ideallerinin bir selamlanması olmak kadar, zihniyetinin, kendi sınırlarını aşma, kendi gelişimini yönetme ısrarının tanınması bakımından da katkıda bulunacağına inanıyoruz.

Kobane’de ölümsüzeşen MLKP savaşçısı Suphi Nejat Ağırnaslı’nın ( Paramaz Kızılbaş ) Marksist Teori dergisinin Mayıs-Haziran 2010 tarihli 2. sayısında R. Nilay Bakıroğlu imzasıyla yayınlanan “İstisnalar Kaideyi Kurar” başlıklı yazısını anısının önünde sevgi ve bağlılıkla eğilerek bir kez daha yayınlıyoruz.