Halklar Özgürce Ve Hak Eşitliği İle Birleşiyor, Halk Kendini Yönetiyor: “Doğrudan Demokratik Bir Sistem”

Derleyen: Nejat Korkmaz

Rojava Devrimi’yle dayanışma etkinlikleri kapsamında oluşturulan ICOR Heyeti, 27 Mayıs-2 Haziran 2014 tarihleri arasında Rojava’yı ziyaret etti. Heyet hem Rojava’nın değişik kentlerinde gözlemler yaptı hem de Rojava Devrimi’nin ve demokratik halk iktidarının örgütlenmesini inceledi. Halkçı demokratik iktidarın kurum temsilcileriyle görüşmeler yaptı, sorular sordu, tartıştı.

Rojava Devrimi’nde yer alan MLKP savaşçılarıyla da görüştü. MLKP’nin Rojava Devrimi’nde yer alışını, bölge devrimi ve Rojava Devrimi’nin sorunlarıyla ilişkilenişlerini ve keza devrimci görevlere yaklaşımlarını aldı.

Aşağıda ICOR heyetinin devrimci demokratik yönetimin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerden derlediğimiz röportaj metinlerinin, Rojava Devrimi gerçeklerinin anlaşılmasına ve kavranmasına olduğu gibi Bölge devrimi ve Rojava Devrimi’ne ilişkin devrimci görevlerin anlaşılmasına da katkı sunacağı inancındayız. Bu nedenle dosya olarak yayınlıyoruz. Başlıklar bize aittir.

28 Mayıs 2014. TEV-DEM ile görüşme. İlham Ehmed, TEV-DEM Meclis üyesi. Parlamento üyesi ve YPJ'de de görevli.

TEV-DEM bir demokratik toplum hareketidir. Bu sistemde TEV-DEM ve Batı Kürdistan Halk Meclisi var. Batı Kürdistan Halk Meclisi’nde herkesin temsilcisi var ve bağımsızlar da yer alıyor. TEV-DEM bu meclisin yürütme organıdır.

Halk Meclisinin yürütme organı Kürtlerdedir, fakat programına göre herkes katılabilir.

Bu sistem komünlere dayanır, temeli komündür; şehirlerde, kasabalarda, köylerde ihtiyaca göre kuruluyor, kadın, gençlik, meslek komünü vs. Yani, TEV-DEM demokratik bir kitle örgütüdür. İnşası komünlerle başlar; her komün yaklaşık 25-30 kişiden oluşur. Komünler içinde komiteler yer alır. Örneğin sağlık, eğitim vs. komiteler her iki haftada bir toplanırlar ve kararlar alırlar.

Komünlerin üzerinde yerel meclisler, şehir, bölge meclisleri vardır. Komün meclisleri var, hepsinin kendi komiteler var, eğitim, sağlık vs.

Yürütme sürekli bir araya geliyor, tartışıyor.

Afrin’in 257 üyelik kendi meclisi var. Rojava’yı kapsayan Rojava Halk Meclisi 300 kişiden oluşuyor.

Eşbaşkanlık sistemi esas alınıyor, hem yürütmede hem de mecliste.

Bağımsız yargı sistemi de var.

Toplumsallık esas alınıyor, katılımın esası yeteneğe ve gönüllülüğe göredir. Doğrudan demokratik bir sistemdir.

Kendi öz gücüyle hareket ediyor, özgürce kendisini yürütmesi gerekiyor. Her bölge kendisine yetebiliyor. Sistemin zihniyet temeli, fikri esası demokratik politik bir topluma dayanmaktır.

Bu, devlete karşı bir sistemdir; ama devleti ortadan kaldırmıyor, yetkilerini daraltıyor. Sistem ne kadar genişlerse, devlet de o kadar daralıyor ve politik, demokratik bir toplum kendini o düzeye getirebiliyor.

Sovyetler’de eleştirdiğimiz nokta, devletle özgürlük yaratılması anlayışıdır.

Sovyetlere benzerlik var mı?

Biraz benziyor.

Ama eleştiri de var: Sovyetler Birliği’nde devlet, yaşamı yukarıdan aşağıya örgütlemeye çalıştı, oysa bu aşağıdan yukarıya doğru olması gerekirdi.

Partiler sistemin neresinde?

TEV-DEM’de partiler yer alıyor. Koordinasyonda üç partili sürekli hazır bulunur. Partiler sisteme onay verdikten sonra her aşamada yer alabilirler. Siyasi, ekonomi, kadın komiteleri var, bu komiteler içinde parti olarak yer alıyorlar.

PYD mücadele etmiş, güç kazanmış, dolayısıyla etkili. Diğer partiler de örgütlü oldukları alanlarda etkili olabilirler. Kim daha çok yerellerde örgütlüyse, o kadar temsil ediliyor. Yöneten TEV-DEM’dir, partiler değil. PYD, TEV-DEM’de sadece siyasi bir partidir.

TEV-DEM bir cephedir, toplum hareketidir. TEV-DEM her zaman PYD’nin dediğini yapmayabilir.

TEV-DEM’i yukarıdan aşağı anlatalım: Eşbaşkanlık, Yürütme, Halk Meclisi, Komünler, komün temsilcileri mecliste yer alıyor. Örneğin bir semtte 10 komün var. Her komün, temsilcilerinin bir araya gelmesiyle meclis oluşturuluyor, hepsinin toplamı da şehir meclisini oluşturuyor.

Qamışlo özyönetim örneği.

Demokratik özyönetim: TEV-DEM birçok işi hükümete devretti. Örneğin savunma, içişleri, asayiş, sosyal, belediye.

TEV-DEM’in görevi bitmedi, aksine geliştiriliyor. TEV-DEM daha çok Kürtlerin gücüdür, şu an yönetim herkesi kapsıyor, daha geniş.

Hükümet ve TEV-DEM arasındaki bağ nedir?

TEV-DEM, parlamentoda yer alıyor, parlamentoda bir bloktur. TEV-DEM parlamentoyu hazırladı, onun üyesidir ve ruhudur. TEV-DEM bu sistemi proje olarak önerdi ve diğer partilerle paylaştı ve kabul etmelerinden sonra oluşturuldu.

Farklı ihtiyaçlardan dolayı komün oluşturuluyor. Tartışıp karar alıyorlar, sorunu gideriyorlar. Örneğin eğitim komünü var, bir köyün neye ihtiyaçları var diye soruyor, eğitim programları hazırlanıyor, proje oluşturuluyor.

Toplumsal dayanışmanın bir biçimidir bu.

Çalışmada, toplum ekonomisini örgütlemede tarım ve sanayinin yeri nedir?

Toplum ekonomisi daha çok kooperatiflere dayanıyor. Ayrıca, bölgede şirketlerle halka hizmet sunmak amaçlanıyor, toplumsal ekonomiyi örgütlemeye çalışıyorlar.

Mülkiyet sorunu TEV-DEM’de nasıl ele alınıyor?

TEV-DEM ilkesel olarak özel mülkiyete karşı değildir, ama tekelleşmeye karşı bir tutumu var. Kooperatiflerin amacı tekelleşmeye karşı çıkmaktır, bunun için kooperatifler önemlidir.

Toprak ağalarının sayısı çok azdır.

Zaten eğitim, bilinçlendirme esas alınıyor. Diğer yönüyle mülkü fazla olanlara bir dengeleme uygulanıyor.

Üç kantonun birleşmesini düşünelim, kendi kendini idare eden bir yapıya sahip olurlar.

Ama kapitalizmi tanıyoruz. Özel mülkiyetin kendisi rekabet doğuruyor, nasıl engelleyeceksiniz?

Şu andaki durumda yatırımlara ihtiyacımız var. Rekabeti kontrol altında tutacağız, halkı, toplumu etkilemesine izin vermeyeceğiz.

Toplumsal mülkiyet ne kadar yaygınlaştı?

Devlet mülkü üretimdedir, halk yararlanabiliyor. Gelişmesi henüz yeterli değildir. Ama gelişmesi için çalışıyoruz.

Ambargodan dolayı dışardan bir-şey getirilemiyor, çadır bile alamıyoruz, o yüzden geliştiremiyoruz.

Demokratik konfederalizm dünya çapında bir önem kazanacak, projenin çekirdeği Rojava’dır.

Halkçı yönetimde yer alan partiler, TEV-DEM’de yer alan ve Cizîrê Kanton Meclis toplantısına katılan PYD dışındaki diğer partilerle görüşme.

Talem Mohamed: Suriye Demokratik Kürt Partisi Başkanı.

Karim Siko: Suriye Kürt Partisi Genel Sekreteri.

Nexwedin Mala Omar: Kürdistan Komünist Partisi Genel Sekreteri.

Doktor Ferhat Tako: Kürt Liberal Birliği Genel Sekreteri.

Mohamed Abbas: Suriye, (Kürdistan) Demokratik Birlik Partisi.

Bu partiler TEV-DEM üyesidir.

TEV-DEM’in Yapısı

 

TEV-DEM

Batı Kürdistan Halk Meclisi(300 kişi)

Kanton Afrin

Kanton Kobani

Kanton Cezire

 

Kanton Meclisi

 

Meslek birlikleri

 

Parti kotaları

Şehir

Şehir

Şehir

Şehir

Şehir

Şehir

Şehir

Şehir Meclisi(250-300)

Semt

Semt

Semt

Semt

Semt

Semt

Semt

Semt Meclisi(30-40)

Komün

Komün

Komün

Komün

Komün

Komün

Komün

Komün sayısı görev sayısına göre değişmektedir ve her komünde göreve göre komite yer almaktadır

 

Talem Mohamed anlatıyor:

Bahar başında Kürt hareketi doğru analiz yaptı. Suriye’de halk ayaklanmasının ardından doğru çizgi üzerinden gidildi. TEV-DEM silahlı mücadelenin devam edeceği görüşündeydi. Daha 2004’te bunu biliyorlardı. Bu nedenle bütün Yakın ve Ortadoğu için anlamlandırdıkları 3. yolu takip ettiler.

Devlet bölgeden geri çekildiğinde YPG, arkasından da Asayiş kuruldu. Dış güçlerden bir çözüm gelmeyeceğini gördüler ve bu nedenle diğer Kürt partileriyle birlikte demokratik konfederalizm için mücadele ettiler. Bu anlayışı benimsedik. Demokratik konfederalizm yöntemini tüm Suriye için düşünüyoruz.

Parlamentoda 57 örgüt ve bağımsızlar var. Parlamentonun 11 partisi Kürt kökenli. TEV-DEM içerisinde 11 örgüt var.

Parlamento başkanı bağımsızdır.

Liberal Parti:

Kasım 2011 de kuruldu. Liberalizm 400 senedir var. Devrimci bir parti değiliz, fakat katılıyoruz TEV-DEM’e. (Çoğunluk seçimine karşılar, uzlaşma temelinde örgütleniyorlar-söyleşiyi yapanın notu)

18 milyon çoğunluk 4 milyon Kürt üzerine iktidar kuramaz, tersi de olmaz. Liberal partilere ihtiyaç var.

Kürdistan Komünist Partisi:

Geçmişte KP, baba Esad tarafından yozlaştırıldı ve gittikçe ideolojik tasfiyeye uğradı. Öyle bir noktaya vardı ki 50 sene içinde 9 partiye bölündü.

Kürt sorununu ele alan KP’ye ihtiyaç duyulduğu için KKP kurduk.

Bütün sol partiler Kürt sorununu terk ettiler. Bütünlüklü bir Kürdistan için mücadele ediyoruz. 4 parçanın toplamında devrime önderlik edecek bir proletaryanın olduğuna inanıyoruz. Marks, Engels ve Lenin’in öğretisi yolunda yürüyoruz.

Halk Kentlerde Komünlere Komitelere Dayanarak Yaşamı Örgütlüyor

29 Mayıs 2014, Qamışlo, Heleliye semti Meclis Başkanı anlatıyor

Demokratik alternatif Apo’nun bir projesidir. Bu, toplumsal bir alternatiftir. Bu, temel bir komün sistemidir. Heleliye’de 8 komün var. Her bir komünün farklı komiteleri var; örneğin sağlık, gençlik, politika, eğitim, güvenlik vs. Örneğin güvenlik komitesi sokağın güvenliğini sağlıyor, hırsızlığa karşı mücadele ediyor. Siyasi komitenin görevi haftada bir ihtiyaca göre durum açıklaması yapmak oluyor; ne yapılması gerektiği açıklanıyor.

Kendi sorumluluklarını yerine getirmeyince halkevinde şikayet ediyor.

Bu komünlerde, komitelerde kadın-erkek karışıktır. Her birinin eş-başkanlığı var.

Bu 8 komünün her birinden 5 kişi bir araya gelir ve meclisi oluşturur. Eşbaşkanlardan Qamışlo yürütmesi oluşmaktadır (14 kişi).

Komünler bir sorunu çözemezlerse bir yukarıya iletirler.

Qamışlo’da 7 meclis var.

Her mecliste her gün başka bir komün çalışır. O gün çalışan komün aynı zamanda nöbet de tutar.

Komünlerin farklı görevleri var; örneğin ihtiyaçlar komünü, ekmek komünü, mazot vb. temini komünü, çocuklarla ilgilenen komün, sokağın sorunlarıyla ilgili olan sokak komünü vs.

Semt insanları her an meclise gelebilirler. Meclis, TEV-DEM’in bir bileşenidir.

Semt sakinleri meclisi kabullendiler. Başkan sürekli olarak kapı kapı dolaşıyor ve insanları harekete geçirmeye çalışıyor. Çoğunun hangi partiden olduğunu, siyasal pozisyonunu biliyor.

Denetim alttan oluyor, üstten iktidar denetimi yok, halk denetimi sağlıyor.

Örneğin bir aile geliyor semte, işi yok, evi yok, 6 çocuk var, sağlık sorunları var, çocukların eğitimi var, eşiyle kavgalı, bütün komünlere gönderilecek mi? Nasıl yol gösterilecek, sisteme nasıl dahil edilecek?

Hangi semte gidersen oranın komünü var, o sokakta yeni aile istenip istenmediği soruluyor, sonra da aileye gidilip hangi sorunları olduğu soruluyor.

Halkevine giriş-çıkışlar nasıl, insanlar sahip çıkıyorlar mı? Bir ucundan tutuyorlar mı?

Burada çalışanların hepsi gönüllü. Gönüllü yapıldığı için, tüm insanlar halkevi çalışanlarından memnundur, çünkü özel çıkarları yok, insanlar memnun kalıyorlar.

Özel sorunlar olunca, kadın kurumu, dil kurumu müdahale ediyor, yine meclis yolu ile gerçekleşiyor (örneğin şiddet kullanma ya da eğitim sorunları).

Şu an kanton yönetimi oluşturuldu, Çalışma Bakanlığı var, çalışamayan bakanlığa iletiliyor.

Meclis hiç başa çıkamayacağı sorunla karşılaştı mı?

Şu ana kadar demokratik özerkliği benimseyenler arasında olmadı, fakat karşı çıkanlar sorun çıkartıyorlar, sistemin oturmasını engellemeye çalışıyorlar.

Aşiret ilişkiler vardı, kan kanla temizlenirdi.

İşin başında ekonomik eksiklikler var, projeler üretmek gerekiyor. Yapılan iş gönüllülüğe dayandığı için zorluk çekiyoruz.

Demokratik özerklik ile parti olma çerçevesinden çıktık, halk örgütlenmesi olduk. Dar parti anlayışından çıkıp, halk örgütü olduk.

Mutluyuz, sistemi geliştireceğimize inanıyoruz.

Bilinçli olarak sistemi içeriden bozmaya çalışanlar var mı?

Ben Meclis Başkanı’yım, sokağın komününü oluştururken tek tek kapıları çaldım, herkesi çağırdık, sokağı biliyoruz.

Bazı insanların katılmayacaklarını biliyorduk, ama yine de davet ettik. Sonra niye şu bu insan sorumlu diye sorgulamaya başladılar. Biz de “gel, buyur, sen yap, bu işe davet ettik zaten” diyoruz.

Demokratik özerkliğin özelliği, parti üyesinin Komün Başkanı olamamasıdır, bağımsız olması lazım, Meclis Başkanı bağımsız olması lazım; meclisin herhangi bir partiye bağlanmasını istemiyoruz.

Sayım çalışması başlatıldı; kaç kadın, kaç işsiz, kaç ev var vs. Ama bütünlüklü bir sonuç henüz alınamadı.

Elektrik sorunu var, yüz kişi bir araya gelip jeneratör almaya çalışıyoruz.

Her semtin halk belediyesi var (temizlik vb. örgütleniyor). Belediyeler, Meclise bağlı değiller, ama kendi aralarında koordine oluyorlar.

Belediye merkezi nasıl örgütleniyor?

Qamışlo merkez belediyesi var. Semt meclisleri talimatı, perspektifi daha çok oradan alıyorlar. Önceleri meclisler hizmet sunuyorlardı; çöp sorunu vb. vardı. Belediye oluşana kadar Meclis yapıyordu bu işleri. Bu düşünceyi daha çok TEV-DEM üretti.

Belediyeler, yerel yönetim bakanlığına bağlıdır. Belediye biraz resmi yönetime bağlı bir kurumlaşma.

Haftalık mesai akışı nasıldır?

Haftalık olarak komün sorunu buraya aktarılıyor, burada yapılan toplantı sonuçları Qamışlo genel meclisine götürülüyor, oradan da TEV-DEM genel meclisine aktarılıyor.

Pazartesi günleri toplantı var. Haftada bir gün üyeler çağrılır, semt sakinleri için eğitim, tartışmalar yapılır.

Halk İktidarı Ve Belediye Yönetimleri Birbirini Bütünlüyor

29 Mayıs 2014, Qamışlo Merkez Belediye Eşbaşkanı ile görüşme

Şehir meclis divanı üyesi Şehnaz da söyleşiye katıldı.

(Bu belediye 2-3 hafta önce bir IŞİD intihar timi tarafından saldırıya uğramıştı. 10 kişi öldü. Qamışlo belediye başkanı da yaralandı. Heyeti bu koşullarda ve o haliyle kabul etti.)

Rojava’da çalışmalar kömünlerde başladı, sokaklarda, mahallelerde oluştu. Baas rejimi döneminde Kürt semtleri ihmal edilmekteydi. Rojava ile kitlesel bir “ufak işler“ çalışması komünlerde başladı. Bu komünler ekmek, su vb. gibi temel sorunları çözmeye çalışıyordu.

Güvenlik boşluğu vardı. Hizmetsizlik şehirde birçok hastalığa neden oldu, sokaktaki çöpler bulaşıcı hastalıklar yaydı.

(Sema Bektaş da aramıza katıldı, kendisi önceden Qamışlo Belediye Eşbaşkanıydı, Ankara’da belediyecilik eğitimi almış, şimdi yerel yönetim bakanlığında çalışıyor.)

Sorumlu birimler araba, traktör tutarak çöp toplamaya başladılar, mahallede ufak tefek para yardımları toplandı.

(Belediye Eşbaşkanı Rawda da sohbete katıldı.)

Yerel komünler temizlik işini örgütlediler, hastalıkların önünü almak için uzak yerlere taşımaya çalıştılar. Temizlik işlerinin yüzde 60’ı başarıldı.

Temel sorunumuz ekmek ve su sorunuydu. Ekmek ve un teminini rejim engelliyordu. Devlet bunu, halkın daha çok ekmek sorunuyla uğraşalım, devrimi bir kenara atalım diye yapıyordu.

Ama sorunlardan devrim bilinci oluştu.

Qamışlo’da 7 semt var. Her semtte 50 binden fazla insan yaşıyor,

Küçük semtlerde belediyeler birleştirildi. 7 semti oluşturan belediyeler, 17 Mayıs 2013’te gerçekleştirilen konferansla şimdiki özyönetimi belirlediler.

Belediye için uzmanlaşmış kişiler yetiştirilmeye çalışıldı.

İşlerimizi yürütebilmek için 24 komitemizin olması gerekiyor, fakat şu an 15 komite oluşturuldu.

Hemen her alanda çalışma yapıldı; asayişten önce özel güvenlik örgütlenmeleri vardı, mafyalara karşı dükkan sahipleri korundu. Ticaret yapan, dışarıdan pazara mal getirip yüksek fiyatlarla satmak isteyenlere karşı tedbir komitesi müdahale etti.

4 nokta üzerinde duruldu: Trafik, ekmek, elektrik ve su.

Çözülmesi gereken sorunlardan birisi de ekolojiydi, çevre korumasıydı.

Bozulmuş olan gıda maddeleri buraya getirtilmeye çalışıldı buna karşı çıkıldı.

Gençleri ahlaksızlaştıran ortama, hastalıklara, uyuşturucuya karşı çetelerle mücadele edildi.

Söz konusu bu sorunların yüzde 90’ı çözüldü. Devlet, toplumu bozmaya çalıştı, biz de tedbirlerimizi aldık.

Çarşıda, pazarda, insanlar bizimle çalıştılar, yardımcı oldular, gözlemlediler.

Semtlerin korumasını meclis yapıyor, biz daha çok çarşıyı, merkezi pazarı koruyoruz.

Burada şu komiteler devreye giriyorlar:

Ceza komitesi: Yanlış yapanı, kadınları taciz edenleri cezalandırıyor. Pazarda fiyatları denetliyor, lokantaları kontrol ediyor. Zabıta ile koordineli çalışıyor.

Su nasıl veriliyor, nasıl çıkartılıyor buna bakıyor, daha temiz suyun akışını sağlıyor.

Uzmanlaşmış arkadaşlar var.

Yol yapımı komitesi var.

Temizlik komitesi var.

Çevre/ekoloji komitesi var.

Daha öncesinde komite örgütlenmesi yoktu; konferansta komiteler oluştu.

Kendi imkanlarımız ve varlıklı insanların desteği ile tekniği alıp, elektriği sağladık.

Elektrik kesilmişti, ambargo var, çeteler, Türkiye, Güney Kürdistan etrafımızı kuşatmıştı.

Kaçakçılar vasıtasıyla jeneratörler getirildi; bunları daha çok sağlık sektörüne verdik.

Elektrik sorununu komite üstlendi, zorluklar vardı, jeneratörler çok fazla pahalıydı, halka elektrik sunulmaya çalışıldı. Elektrik komitesinin çalışması çok zordu.

Aynı zamanda ulaşım da zordu. Daha önce şehir içi ulaşımda otobüsler kullanılıyordu. 13 minibüs hattı var.

Konferanstan sonra trafik sorunu ayrı bir komiteye verildi.

Pazarın güvenliğini sağlamak için özel güvenlik var.

Zabıta: Fiyatların güvenliğini sağlıyor.

Ruhsat komitesi: Vergi topluyor.

Teknik komitesine daha çok mühendisler (elektrik, jeoloji mühendisleri), mimarlar katılıyor. Bu komitede daha ziyade uzmanlaşmış kişiler yer alıyor.

Mühendisler dışında diğer uzmanlaşmış kişiler yardımcı oluyorlar.

Hukuk komitesi var.

Ceza limiti var: 25 milyon liraya kadar ceza kesiyor. Bu ceza limitinin aşılması durumunda mahkeme devreye giriyor.

Maliye, teknik, basın komitesi de var.

Kanalizasyon komitesi var: Nasıl yapılacak, nereye akıtılacak vb. temel sorunları çözmeye çalışıyor. Burada da uzmanlaşmış kişiler yer alıyorlar.

İlişkiler komitesi var, görevi: Bir yerde belediye yoksa ve ihtiyaç varsa, belediye oluşturuyor, belediyeleri geliştirmeyi amaçlıyor.

Söz konusu bu komiteler her semtte ve merkezi belediyede var.

Kadın erkek, eşbaşkan sistemi uygulanıyor.

Çalışma koşulları:

Baştan beri gönüllülük esastı, maddi bir destek verilmiyordu. Merkezde olan arkadaşlar olarak gece geç saatlere kadar çalışıyorduk.

Sadece güvenlik ve temizlik görevlilerine maddi destek veriliyordu, diğerleri gönüllüydü. Maddi destek yeni yeni verilmeye başlandı.

Belediye gelirleri, ceza gelirleri belediye ihtiyaçlarını karşılıyor: Belediye gelirleri daha ziyade su taşıması (su tankerleri), elektrik tamiri vb. için kullanıldı.

Son dönemde çalışmalar biraz oturdu ve çalışanlara yardım ediliyor, ama bazıları hiç yardım almıyor.

Dışardan bakanlar çalışmanın ciddiyetini görüyorlar ve zannediyorlar ki ücret alıyoruz, ama düşündükleri gibi değil.

Bu belediye bakanlığa bağlıdır.

Daha çok Kuzey Kürdistan belediyeleriyle ilişkilerimiz var. Belediye kardeşlikleri oluşturmaya çalışıyoruz, ama Türkiye engelliyor.

Belediye iç tüzüğünü oluştururken birçok ülkenin örneğine baktık ve kendi anlayışımızı oluşturduk.

Qamışlo belediyesi buralarda en çok iş yapan belediyelere bir örnektir.

Koşullara uygun belediye kanun iç tüzüğünü oluşturduk. Demokratik belediyecilik yapmaya çalıştık. Baas rejimi anlayışından kurtulmayı hedefledik. Belediye anlayışını ranttan, çalıp-çırpmaktan kurtardık.

Bu kantonda 42 belediye var, ayda bir toplantı yapıyorlar, kardeş belediyeler.

Bu toplantıya eşbaşkanlar katılıyor.

Devrimin Askeri Güçlerinin Örgütlenmesi Halk Savunması

29 Mayıs 2014, Savunma Bakanlığı (YPG basın sözcüsü komutan ile söyleşi)

Nedir halk savunma güçleri?

YPG çok özel koşullarda oluşturuldu. Suriye devrimi barışçıl başladı, ondan sonra bir silahlı çatışmaya dönüştü. Bu temelde diğer silahlı güçler Suriye’de oluşturuldu.

Bu, Suriye devrimini olumsuz etkiledi; birçok yerde güvenlik boşluğu oluştu ve Kürt halkının durumu tehlikeye girdi.

Bu temelde ihtiyaç duyuldu halk savunmasına ve YPG oluşturuldu. Savunma temelinde oluşturuldu, savunma gücüdür, saldırı amaçlı güç değildir. Bizim yaklaşımımız Kürt sorununun barışçıl çözümüdür. Batı Kürdistan devrimi sadece silahla olmayacaktır. YPG, sadece Kürt halkından oluşturulmadı.

YPG nereden alıyor bu gücü, kendi gücünü nasıl sağlıyor?

Herkes gönüllü katılıyor. Tehlikeler anlatılıyor, hangi tehlikeyle karşı karşıya olunduğu halklara anlatılıyor, bu temelde bunu anlayarak katılıyorlar.

Özyönetim silahlı savunmada sınırlı kalıyor, Kızıl Ordu, Ekim Devrimi sonrasında savunma dışında da çalışma yürütüyordu.

YPG’nin esas görevi savunmadır.

Herkes katılabiliyor, siyasi bir çizgiye dayanmıyor, ulusal bir güçtür.

YPG’nin yapısında 3 kişilik Genel Komutanlık’a bağlı 17 kişilik Askeri Konsey var. Askeri Konsey üyelerinin 7’si Qamışlo’da, 5’i Afrin’de ve 5’i de Kobanê’de.

Birçok değişiklik yaptık; ilk başta, hükümet oluşturulmadan önce, daha ziyade bir merkez yönlendiriyordu. Daha sonra, üç kanton oluşturulduğunda, her kantonun kendi YPG komutanlığı oluşturuldu. Sadece bir Genel Komutanlık var. Her kanton da YPG savunma komisyonuna, bakanlığına bağlandı.

Yıllık olarak YPG konferansı düzenleniyor. Konferanslardan sonra yeni düzenlemeler olabilir.

Her kantonda bir YPG meclisi var, o meclislerin görevi; oradaki YPG’de eğitim yapılıyor, taktik anlayışlar geliştiriliyor, savaşması öğretiliyor. Her bölgenin (kanton olması gerekir -röportaj yapanın notu) yönetimi var.

YPG’de tabur örgütlenmesi var. Bu, ulusal topluluklara göre mi düzenleniyor yoksa karışık mı?

İlk başta katılanlar daha çok Kürtlerdi, fakat bir süre sonra Süryani askeri meclisi özerk bir güç olarak YPG’ye katıldı.

Sadece bir yerde Süryani Birliği var, diğer yerlerde iç içe geçmiş durumda.

YPG’de taburlar var, her tabur 3035 kişiden oluşuyor.

Til Koçer’de Arap halkı yerleşik. Bölge halkı daha çok Arap olduğu için bir askeri güç oluşturdular. YPG onları destekliyor, eğitiyor, onlar da YPG içinde yer alıyorlar. Til Koçer bu kantona bağlı, özerk durumları var; dışında değil, içinde, ama özgünlüklerini koruyorlar.

Herkes Suriye devriminin doğru yoldan saptığını anladı; o artık özgürlük devrimini amaçlayan bir hareket değildir. Onun iktidar savaşına dönüştüğünü, milliyetçiliğin, mezhepçiliğin egemen olduğunu herkes anladı.

Rojava’da 50’ye yakın siyasi ve askeri okulların olduğunu biliyoruz. Buralarda nasıl bir eğitim var?

Rojava toplamına bakarsanız 50 okul sadece bir bölgede olabilir, genelinde sayı daha fazladır. Bu okullarda askeri eğitim veriliyor, silahı profesyonel kullanmak, taktik dersler vs. Siyasi eğitimlerde ahlaki yöne ağırlık veriliyor.

YPG yapılanması 3 temel nokta üzerine örgütleniyor:

1) Profesyonel güçler: Özel kuvvetler; bunlar 24 saat mücadele içinde olan insanlar. Asıl savaşı bu güçler vermektedir.

2) Yarı profesyonel güçler: Bir kısmı halk katılımıyla oluşan güçler; 15 gün savaşıyorsa, 15 gün normal yaşamına dönüyor ve savaş dışında, kontrol noktalarında vs. görev alıyor.

3) Halktan oluşan güçler: Savaş başladığında bu güçler, her zaman harekete geçebilirler. Savaş olmadığı zaman bunlar “uyuyan güçler”dir. Tam teçhizatlıdırlar. Emir geldiğinde hazırdırlar. Kendi yönetimleri var.

Silahlar: Tanklar, toplar, ağır silahlar var. Ama verilmiyor, çünkü tamiri zor. Daha çok orta ağırlıklı silahlar, tanklara karşı füzeler kullanılıyor.

Devletin terk ettiği alanlarda yeterli silah yoktu. Daha çok “silah piyasası”ndan silah satın alıyoruz. Bazen bize karşı savaşanlardan da silah satın alıyoruz.

Türkiye sınırında Esad askerleri var, onlarla nasıl geçiniyorsunuz, tahammül nasıl?

Suriye bize karşı savaşacak durumda değildir, de facto bir durum var.

Burada, Qamışlo’da askerin varlığı semboliktir, ne bizim onları vurma amacımız var ne de onların güçleri bize yetiyor.

Fakat herhangi bir saldırı olursa gereken cevabı veririz. En son He-seke güzel bir örnektir.

Antipropaganda var: YPG devlet gittikten sonra geldi, uzlaştılar vs. deniyor. Buna ne dersiniz?

Kazanımlarımızı karalamak istiyorlar. Bugün Rojava’da binlerce kurum, kuruluş var. Tarihte ilk kez bir güç, devletin dışında kendi öz gücüyle örgütleniyor.

Bu değişikliklerin hepsi zihniyet devrimi değilse nedir?

Örnek, YPG olarak istesek Hesekê’de rejimi çıkartabiliriz, karşılığı ne olabilir, bize ne getirir? Kürt sorunu çözülür mü? Sorunun özü siyasidir, ayrı bağımsız devlet kurma amacımız yoktur.

Burada ne kadar değişiklik yaparsak yapalım, başkente (Şam kastediliyor -röportajı yapanın notu) bağlıyız.

Ulaşmak istediğimize ulaştık.

Bizim acımız diğerlerinden farklıdır.

Bizim sorunumuz rejimledir, Kürtlerin gerçekliğini kabul etmesidir; bu gerçeklik kendi topraklarında yaşayan bir halktır, o halkın kendi kendini yönetmesidir. Esad kişiliği ile sorunumuz yok. İsteklerimizi kimin yerine getirdiği bizim için önemli değil, esas sorunu zihniyete karşı çıkanlar oluşturmaktadır.

Kürtlerin haklarını tanıyan kişi Suriye için de yararlı olacaktır. Diğer halkların hakkı da tanınır o zaman.

Başka güçler de savaşıyor. Onlar YPG komutanlığı altında mı savaşıyorlar?

YPG herhangi bir parti siyaseti üzerine oluşturulmamıştır. Ulusal güçtür, orda çok siyaset yapılmaz, savaşılır.

Kadın cephesi:

Kadın kotası yüzde 35. Özgün örgütlemesi var, YPJ.

Gençliğin katılımı:

Hepsi gençtir zaten.

Farklı insanlar katılıyor. Bazı yerlerde daha çok kadınlar, bazı yerlerde 70 yaşındaki kadın ve erkekler savaşabiliyor. Bunun manevi değeri var.

Bu, YPG’nin halkla birleştiğinin göstergesidir.

Serêkaniyê köy katliamı:

Serêkaniyê’de çatışma var, olağanüstü bir durum. Bu sabah IŞİD iki köyde katliam yaptı; çocukları, kadınları katletti. Öyle gösteriyor ki, birçok cephede saldırıya geçmişler, tüm taburlar hareket halinde.

Kobanê çember içinde, daha önce vahşi saldırılar vardı, fakat halkın ve YPG’nin direnişi sayesinde geri çekildiler, yoğun çatışmalı bir durumu yok.

Kobanê’de çıkanlara izin var, ama girmek yasak.

Demokratik Eğitim Düzenin Örgütlenmesine Halkçı Giriş

Kürt Dil, Edebiyat ve Tarih Kurumu ile görüşme

Eğitim veriliyor, dışa yönelik üç aylık eğitim çalışmaları var. Şu andaki süreçte öğretmenler eğitiliyor. Bu eğitim bir nevi yatılı oluyor. Yatılı olmayan devre de var.

Rojava eğitim sisteminde değişimler?

Şimdiye kadar ciddi değişim olmadı, Kürtçe dersi eğitim programına eklenmedi, eksik materyallerden dolayı bir gelişim sağlanamadı.

İlkokuldan 7. sınıfa kadar programlar hazır, önceki rejimde milliyetçilik dersi vardı, onu kaldırdık, yerine demokratik ulus dersi gelecek.

Bir grup arkadaş eğitim kitabı hazırlıyor.

Eski rejimin dersleri Arapçaydı. Diğer dillerde eğitim henüz gerçekleştirilmedi, program var, ama materyallerin tercümesi henüz yapılamadı.

Afrin ve Kobanê’de akademiler var.

Üniversite tartışmaları var ama daha açılmadı. Cizîrê kantonunda akademi ve yüksekokul açıldı.

Yüksekokulu açmak için hazırlık var, eğitim branşları var.

Üniversite eğitimi için yurtdışından profesörler çağrılıyor.

Üniversite tartışması var, fakat zemin oluşturmamız gerekiyor, kitap basmak gerekiyor, toplumu yeniden inşa eden hareket olarak normal ülkelerdeki gibi değil, düşünsel bir yenilenme yaratmak zorunludur. Meslek sahibi insanlar var. Onlar üzerinden bu eğitimi hazırlamayı düşünüyoruz.

Eğitim verecek insanları kendi yanımızda, kendi çabamızla eğiterek hazırlıyoruz.

İki devre eğitim görüldü. İlkine 36 ve ikincisine de 40 kişi katıldı.

Verilen dersler:

Kürt dil dersi/tarihi. Toplum bilimi (sosyoloji). Jineoloji.

İnsanlar daha önce sistemde eğitildiler ama zihniyet devrimini önemsiyoruz.

Bizim okullarımızda oluşturmaya çalıştığımız eğitim sistemiyle dini, gerici düşünceleri yıkmak istiyoruz.

Abdullah Öcalan eğitimizin temel kaynağıdır.

Geçen sene Öcalan dünyanın en etkin 100 insan arasına seçildi.

Eski okul sistemi:

Daha önce Süryani, Kürt ve Arap çocukları arasında çelişkiler vardı. Bu çelişkileri yıkmak istiyoruz.

Okullarda askeri disipline benzeyen oturmuş bir şekillenme vardı. Şimdi ise doğal, çocuğun kendisini daha rahat ifade edebileceği, çocuk-öğretmen arasında yoldaşça ilişkinin sağlanması için öğretmenleri psikolojik olarak eğitiyoruz.

Genelde her ülkede, özellikle Ortadoğu’da tek tipleştirme vardı; tek dil, tek bayrak. Şimdi her dilde eğitmeye çalışıyoruz.

Özellikle Süryani dili eskiden Mezopotamya’da hakim olan dillerdendi, şimdi nadir konuşuluyor. Gelişmesi için özel önem gösteriyoruz.

Öğretilmiş erkeklik konusunda:

Eskiden cinsiyetçi mantık vardı, şimdi paylaşırken bile normal bir arkadaşlık, her şeyden önce bir insan olarak görmede değişiklik var. Erkek, kadını görünce ilk olarak cinsellik aklına geliyordu, şimdi o zihinsel değişim gerçekleşti.

Belediyecilik projesi var, Kuzey’e gidip eğitim alabiliyoruz. Kuzeyde KURDİ-DER var, onlar yardımcı oluyorlar.

Kitap toplama yardımları geldi.

Navenda Rojavaya LEKOLÎNEN STRATEJİK (NRLS) strateji merkezi ile görüşme

2 yıl önce kuruldu, ama bir yıldır faaliyet sürdürüyor. Bu, bir stratejik araştırma merkEzidîr.

Genel anlamda Suriye devriminin ve özelde de Kürt devrimi başladığında daha öncesinde hiç olmayan böyle bir faaliyet sürdürmek gerekir diye düşündük. Araştırmalar ve siyasi analizler çoğu kez kişisel hislere göre yapılmaktaydı.

Kürt halkının bu kuruma ihtiyacı var, çünkü tarihi boyunca bilgilendirilmediği için hep haksızlığa uğramıştır.

Beyrut ve Amman’da başka merkezlerle de ilişkilerimiz var.

Politika, ekonomi, toplum ve güvenlik alanlarında faaliyet sürdürüyoruz.

Projeler hazırlıyoruz. Ekonomi, politika, tarih üzerine komisyonlarımız var. Anketler düzenlendi. İlk proje demokratik özerklikti. Bu konu üzerine bir anket düzenledik. Evet diyen, karşı olan ve tarafsız kalan sorularıyla 18-26, 25-40 ve 40 yaşı üzerinde olanlar diye insanları yaş kategorisine ayırdık. Qamışlo, Amude, Derik, Hesekê, Serêkaniyê ve başka yerlerde ve köylerde yaklaşık 1000 kişiye sorduk. Sonuçlan basına açıkladık: Yüzde 71’i özerklik sistemine evet diyor; yüzde 5’i hayır diyor. Geriye kalan kısım ise başka bir sistem istiyor.

İkinci proje ekonomi, Cizîrê kantonunda fiyatlar ve beslenme üzerine bir çalışmaydı.

Kadın bakanlığıyla birlikte boşanmış, evlenmemiş, çalışan ve çalışmayan kadınlar üzerine bir proje geliştirdik.

Burada üyeler için eğitim de var; haftada bir politika, tarih, bazen edebiyat üzerine 3-4 saatlik okumalar yapıyoruz. Ayda bir Cizîrê Kantonu üzerine bir rapor hazırlıyoruz.

Dergimiz (Kürt Araştırması) Arapça yayımlanmaktadır.

Başka merkezlerle ilişkilerimiz var. Politikamız, Mezopotamya olarak Esad’dan, Saddam’dan ve diğerlerinden başkalarının da olduğunu göstermektir.

Kadın hareketine büyük saygımız var, başkalarıyla paylaşmak için ondan öğrenmeye çalışıyoruz.

Rojava’da hemen her şey, insanlar da yeni. Pratikte her şey yeni.

Ekonomide sorunlar var, çalışanlar ücret alamıyorlar. Günde 10 saat çalışmaya herkes razı değil.

Bu kantonda halkın yüzde 60’ı Rojava; yüzde 20’si Barzani yanlısı ve yüzde 20’si de karışık.

“3. Çizgi Dediğimiz Toplumsal Sorunları Çözen Çizgidir”

PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah ile görüşme

Görüşmemizde Başkan Danışmanının yanı sıra 4-5 kişi daha söyleşiye katıldılar.

Rojava devrimi hangi sorunlarla karşı karşıya?

Rojava’nın sorunları Suriye sorununun bir parçasıdır. Bugün Suriye genelinde ve Rojava’da savaş var, en tehlikeli şey toplum için bu savaşın varlığıdır. En önemli gördüğümüz şey, savaşın durmasıdır. Siyasal anlamda da Suriye sorunu bölgesel ve uluslararası soruna dönüştü.

Uluslararası güçlerin çelişkileri Suriye iç durumunu da, savaş durumu da etkiliyor.

En önemli sorun demokratikleşme sorunudur. Eğer demokratikleşme süreci başlarsa bu, savaşı da önler. Diğer bir sorun Suriye modeli nasıl bir model olacak sorunudur. Suriye modeli tüm Suriye halkını ilgilendiriyor. Rojava’yı da ilgilendiriyor.

Suriye’nin geleceğinin projeleri pek belli değil, biz 3. yolu izledik.

Suriye’nin temel sorunu toplum sorunudur. 3. çizgi dediğimiz toplumsal sorunları çözen çizgidir.

Diğer bir sorun da Suriye’de yürütülen savaşın biçimidir. Rejim kendi iktidarını sürdürmek için savaşıyor. Diğer yandan ÖSO var, fakat etkisi yoktur.

IŞİD denetimi alanına giren bölgeler var, bundan dolayı tehlikeli bir savaştır. Bu, toplumu çok etkiliyor.

Göçmeler de bu sorunlar arasında.

Bizim için Rojava stratejik konumdadır. Bizim de Rojava olarak yaşadığımız sorunlar var.

Rojava üzerine çok hesaplar yapılıyor. Bu hesaplar birkaç noktada toplanabilir:

Kürtlerden kopması; eski zihniyette olanlar böyle düşünüyor.

Biz üçüncü yolu temsil ettiğimiz için en çok baskı bize yapılıyor.

Rejim tarafı, muhalefet tarafı ve radikal kesimler bize saldırıyorlar.

Kürt halkına karşı bir yerde (diğer parçalar kastediliyor -röportajı yapanın notu) var olan tutum Rojava’da da uygulanıyor.

Böyle düşünen bölgesel güçler daha çok çetelere güç veriyorlar.

Bölgeler kurtarılmış bölgelerdir. Yapılan saldırılar, topluma, demokrasiye karşı saldırılardır. Özellikle Türkiye bize karşı çıkıyor. Barzani de buna dahil. Şu an Güney Kürdistan’da yapılan KDP müdahalesini Türk devleti üstlendi.

Rojava’nın önemli sorunu radikal çete gruplarının varlığıdır.

Rojava savunma pozisyonundadır, saldırıda değildir.

Suriye’deki savaş bütün toplumu etkiliyor; toplumun çıkarları için burada savaşıyoruz.

Ekonomi, politika örgütleniyor, hem dışarıda hem içeride bu örgütleniyor.

Rojava’nın sınır kapıları Güney Kürdistan, Türkiye, Irak’a açılıyor, ama hepsi kapalı.

Herkes demokratikleşmeden bahsediyor, fakat en çok Rojava bunu yapıyor.

Dışarıdakiler ambargo uygulayarak tutumlarını gösteriyorlar.

Kobanê’de iki aydır suyu kestiler, elektrik de öyle.

Bunun karşısında sessizlik de var.

Kürt bölgelerine karşı böyle farklı bir yaklaşım sergileniyor.

Homs’da ambargo varken herkes yardıma koşuyordu, Kobanê’de vahşi saldırılar var, ama kimse bir şey yapmıyor.

Onlarca insan Kobanê’ye giriş-çıkışlarda katlediliyor, infaz ediliyor. Birkaç gün önce öğretmen katledildi.

Halep’te Kürt mahalleleri rejimin saldırılarına uğruyor, ama kimse ses çıkartmıyor.

Kürtlerin uzun yıllardan bu yana mücadelesi var, bu mücadeleler demokratik güçlerin temelini oluşturmaktadır.

Rojava cephesi:

Solcular zayıf kalıyorlar. Bu cephe ağır hareket ediyor, güçlenmesi gerekiyor. Demokratikleşmeye ihtiyaç var. Rojava sorunu uluslararası sorundur. Biz, herkesle ilişki kurmaya çalışıyoruz.

Rojava devrimi kimseye karşı değildir, kendisini Suriye’den koparmak istemiyor. Sadece Kürtler için değil, tüm Suriye için iyi bir örnektir.

Merkezden yönetimin zamanı geçti; din, mezhep eksenli sistem Suriye’de artık yürümeyecek. Örneğin ne Alevileri ne Sünnileri yalnız yürütemezler, Kürtler olarak buna izin vermeyiz. Çözüm de demokratik modeldir, Cizîrê örnektir, herkes içinde yer alıyor, 3 resmi dil kullanılıyor.

Aslında Suriye’nin genel yapısı Rojava gibidir.

Hristiyan, Arap, Alevi vs. temsil ediliyorlar.

Halep’te 4 etnik grubu var: Kürt, Arap, Türkmen ve Hristiyanlar. Ancak toplumu bir araya getirerek çözüm buluruz.

Biz bunun için de Kanton modelini düşünüyoruz ve çözüm, Suriye muhalif güçlerinin Kürtlerle bir araya gelmesidir.

Koordinasyon diye bir güç var.

Kadının rolü:

Rojava devriminde kadının rolü, bütün kadınlar için önemli dayanak oldu. Kadın gelişmesi toplumsal gelişmedir.

Kadın, toplum ve özgürlük sorununu birlikte çözüyoruz. Tüm kararlarını kadınların kendisi alıyor. Her şeyi kendi düşüncesiyle yürütüyor.

Kadın karar merkezinde olmayınca sistemin başarısız olduğunu düşünüyoruz.

Demokratikleşme büyük ölçüde kadınlara bağlıdır, çünkü bütün merkezi sistemler kadının inkarı üzerine oluşturuldu.

Kadını güçlendirerek saldırıları boşa çıkartıyoruz.

Toplumsal devrim, zihinsel devrimdir. Bunun için de Rojava üç yıldır saldırılara karşı toplumun gücü ile ayakta kalabildi ve yönetimini oluşturuyor.

Bir toplum kendini yönetebiliyor-sa özgürlüğüne kavuşabilir.

Biz üçüncü yol diyoruz, ulusal hareket 3. çizgi diyor.

Güçler nelerdir?

İki sistemin etkisi var toplumun üzerinde:

1. Milliyetçi devlet modeli.

2. Kapitalist modernite.

Bu iki çizgi de toplumsal sorunlara çözüm yolu değildir. Bunlar toplumun demokratikleşmesini getirmediler, liberalizmi, despotizmi vb. getirdiler.

Üçüncü hat toplumun demokratik hattıdır. Temel gücü toplum gücüdür. Başarısı toplumun alttan üste örgütlenmesidir. Herkes özgünlüğüne göre mücadelede yer alabilir. 3. çizgi sistemlerin daralttığı toplumsal özgürlüğü genişletiyor. 3. çizgi sivil toplumun örgütlenmesidir.

Toplumun demokratikleşmesine hizmet eden sistemdir ve toplumsal ekonomiyi geliştiriyor. Demokratik güçlerin ortaya çıkması gerekiyor. Topluma doğru anlatırsak, toplum kabul eder sistemi.

PYD ideolojisi APO tarafından şekillendi.

İnanıyoruz ki başkan Apo’nun getirdiği çözüm Ortadoğu toplumları için çözümdür. Sorunu daha çok milli devlet modelinde görüyoruz. Değişimin bu noktada olabileceğini düşünüyoruz.

Ortadoğu çok etnikli bir bölgedir.

Sorun söyle: 1887 emperyalist ülkeler Ortadoğu’ya yöneldiler ve anlaşmalarla böldüler. Lozan vs. sorunun kaynağı haline geldi.

Bu sınırların yıkılması gerekiyor. Belki federal çözüm olabilir, fakat kalıcı değildir. Çözüm ancak konfederal demokratik şeklinde olur.

APO, konfederalizmi sınırlar olmadan yayalım dedi. Konfederalizmi sınırsız gerçekleştirmek nasıl olacak?

Sorun, zihniyet devrimi sorunudur. Sistem zihniyet devrimi ile oluşturulmazsa eksik kalır. Bu da alttan oluşuyor. Rojava’nın özellikleri var, Rojava kendi içinde özellikler taşıyor.

Üç kanton var, her üçü de kendi kendini yönetiyor, koordinasyonlar var, karşılıklı yardımlaşma sağlanıyor, ama esas olan bunu zihniyetlerin kabul etmesidir.

Kürt sorununun çözüm stratejisidir bu. Ortak noktaları var Kürtlerin. Sınırlar konulmadan önce zihinlerinde yoktu öyle bir algı. Kürtler arasındaki konfederal yapı gerçekleşirse Ortadoğu’ya örnek olabilir.

Konfederalizmin gerçekleşmesi: Bugün kapitalist sistem var, ona karşı mücadelenin gerektiğini düşünüyorum. Tekellere karşı nasıl mücadele edilecek? Sadece Ortadoğu’dan bahsetmiyoruz, bizim dışımızda da halklar kurtulmak istiyorlar.

Sistem toplumun güçlerine dayanarak kendini idare ediyor, kendi isteği üzerine şekilleniyor. Ekonomik anlamda toplumu birleştiriyor. Tarihte olan deneylere dayanarak bu söyleniyor. Toplum öz dinamiklerini ortaya çıkarıyor ve kendi sorunlarını kendisi çözüyor.

Toplum kapitalizmin yarattığı zihniyetten kurtarılmalıdır; kapitalist sistem daha çok toplumun dinamik güçlerini (gençlik ve kadın) ortadan kaldırıyor, bu yüzden konfederal sistem gençlik ve kadını esas alıyor.

Kapitalizm biçimsel özgürlük veriyor ve insanı toplumdan kopartıyor, konfederal sistem tersini yapıyor. Kapitalizm kadının bedenini kullanıyor, ona bir meta olarak bakıyor ve toplumu bozuyor. Kadın düşürülürken toplum da düşürülüyor.

Dünya kadın konferans üzerine:

Suriye kadın inisiyatifi var, ortak çalışmalar var, Şam’da ortak kadın konferansları yapıldı.

İCOR örgütünü önemli örgüt olarak görüyoruz. İlişkiler çok önceleri kurulmalıydı. Ne kadar ilişki geliştirilirse o kadar iyi olur. Sizin bu delegasyonun gelmesini, görmesini istiyoruz.

Değişik çalışmalarınız varsa burada da katkı sunabiliriz; değişik başka çalışmalarınız varsa, biz de katkı sunarız.

Dışarıda bize karşı yürüyüşler yapılıyor, onlara karşı çıkmanızı isteriz.

Diplomatik alanda sorunlarımız var. Rojava devrimi çözümü noktasında diplomatik, siyasal, hukuksal olarak giremediğimiz yerlere sorunun çözümü için katkı sunmanızı istiyoruz.

Deneylerimizi gördünüz, düşünceleriniz, önerileriniz varsa onları da paylaşın, sistemi yeni oluşturuyoruz.

İlişkilerin devam etmesi gerekir, Rojava devrimi üzerine ne istenirse onları vereceğiz.

Demokratik cepheyi devam ettirmemiz gerekiyor.

Somut olarak hangi sorunlar yaşıyorsunuz?

Projeler var, imkansızlıklardan dolayı gerçekleştirilemiyorlar.

Sorunun iki yanı var: Birisi projeleri örgütlemektir, diğer yanı ise bazı sorunlar projelerle çözülmez, örneğin kanser büyük sorun.

En yaygın hastalıklarımız: Şeker, kalp, hepatit, kanser. Çocuk aşısı çok yetersiz yapılabiliyor.

30 Mayıs 2014. PYD Qamışlo merkezinde gençlik kurumları ile görüşme

Değişik gençlik örgütlerinden gençler katıldı: Ciwanên Soreşger (Ahmed ve Rewan), Tevgera Jinên Ciwan - Genç kadınlar hareketi (Ronahi, aynı zamanda Cizîrê meclis üyesi), Liberal gençlik (Kürdistan Liberal Birliğin gençliği), Nesrin ve Azad, Konfederasyon gençliği (öğrenci konfederasyonu), PYD gençliği (Welat ve Sidar).

Gençlik en önde yürüyor:

Rojava devrimi gençlik ve kadın devrimidir, bunu kendimiz de gördük Rojava’ya gelirken. Her alanda, her cephede gençlik görev başındaydı ve devrimin temel unsuru haline geldi. Dünya çapında en çok etkilenen de gençliktir.

Rojava devriminde gençliğin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ciwanên Şoreşger: Devrimci gençlik devrimde aktif öncülükle yer alıyor. Önder APO, Ortadoğu devri-minde çıkış yolunu gösterdi. Ortadoğu krizinde Rojava bir çıkış noktasıdır ve binlercesi bu devrimde yer aldı. Devrimci gençlik adına şehitler düştü. Biz, bu devrim sürecinde her şeye hazırız. Her alanda yer alırız, gerekirse de şehit düşeriz.

Liberal gençlik: Katılıyoruz.

PYD gençliği: Aynı düşüncedeyiz. PYD, önder Apo’nun düşüncelerini benimsediği için Ciwanen Şoreşger ile yakınlığı vardır.

Öğrenci Konfederasyonu: Daha çok okullarda örgütleniyoruz. Biz de şehirlerde, okullarda her şeye hazırız.

Jinên Ciwan: Rojava mücadelesi aynı zamanda kadın mücadelesidir. Genç kadınlar olarak toplumun en dinamik kesimini oluşturuyoruz ve bu devrimde rol oynamak istiyoruz.

Gençlik nasıl örgütleniyor burada? Gençliğin özerk örgütlenmesi nasıl?

Ciwanên Şoreşger: Temel taşımız; semtlerde gençliği örgütlüyoruz ve komün oluşturuyoruz. Komünler değişik amaçlarla kuruluyor, spor, savunma...

Eğer birimiz seçilirse mecliste de yer alıyoruz. O mecliste semtin yönelimi belirlenir.

Jinên Ciwan da Ciwanên Şoreşger’in örgütlenme sistemini uyguluyor, birbirine dayanıyorlar.

Onlar da aynı zamanda kendi temsilcilerini belirliyorlar.

Gençliğin örgütlenmesini zihniyet devrimi olarak görüyoruz. Onu çok önemsiyoruz.

Gençlik akademileri var üç tane toplam. Bir tanesi sadece kadrolar içindir. Eğitimi, daha çok zihniyet devrimini ele alıyor. Onun dışında devlet sorununu, Apo felsefesini ele alıyor.

(Liberal gençlik daha yeni örgütleniyor ve birlikler kurmaya çalışıyor. Söz almıyor.)

Konfederasyon gençliği: Toplumu ilerletmek ve değiştirmek istiyoruz. 12 komitemiz var. Komitelerimiz: Basın, kültür, sanat, ilişkiler, hizmet, dil ve kadını gündeme alıyor. Öğrenci gençliğin sorunlarını ele alıyoruz, ilişkileniyoruz. Akademimiz var, zihinsel ve düşünsel devrimi gerçekleştirmek istiyoruz.

PYD gençliği: Şehir gençlik meclisini örgütlüyoruz ve tüm kentlerin kanton meclisi var. Üç kanton meclisi Rojava genel yönetimini oluşturuyor.

Rojava devriminden sonra gençlerin hayatında (aile ilişkiler rahatladı mı, silah kullanımı öğrenildi mi, örgütlenme isteği arttı mı vs.) ne değişti?

Ciwanên Şoreşger: Devrimi biz örgütlüyoruz. Apo, bir devrimdir ve aynı zamanda zihniyet devrimine de yol açtı. Eğitimlere katılma isteği arttı. Artık kendi topraklarımızı savunabiliyoruz.

2 noktada değişim var: Eğitim ve inanç.

Artık devrimi yaşıyoruz. Eski Baas rejimi altında gençler çürütülüyordu. Şimdi de IŞİD gibi çeteler bize saldırıyorlar, buna izin vermeyeceğiz. Ambargo bizi sıkıştırıyor, bu nedenle yeni araçlara, olanaklara ihtiyacımız var. Kooperatifleri kurmaya çalışıyoruz.

‘68 kuşağı bizim için önemli deneyim oldu. ‘68 yaşlıların iktidarına karşı çıkan bir gelişmeydi.

Biz de zihinsel devrim ile bunu değiştirmek istiyoruz ve genokrasiye karşı çıkıyoruz.

Jinên Ciwan: Örneğin mecliste gençlik kotası belirlenmedi, zaten deneyimsizler algısından dolayı gerek duyulmadı.

Çocuk örgütlenmesi var mı?

Evet, semtlerde çocuk evleri var. Orada eğitiliyorlar.

Dünya gençliği için büyük bir motivasyon kaynağısınız. Sizin Avrupa gençliğinden beklentileriniz nedir?

Avrupa’da gençlerin bize böyle ilgisi olması bizi şaşırttı ve sevindirdi. Sizin burada bulunmanız bizi çok sevindiriyor.

Beklentimiz dayanışmayı büyüt-menizdir. Sıkıntıları öğrenin, gelin destekleyin, dünya kuşatmasına, saldırılara karşı dışarıda kamuoyu oluşturun.

Örneğin Che Guevara’nın kızı dedi ki; bugün babam yaşasaydı Kürdistan’da savaşırdı veya sizin partinizde de Rojava devrimine katılan ve şehit düşen oldu. Bunun çok önemli manevi değeri vardır.

Bunun gibi örnekleri çoğaltmalıyız. Dünya gençliği ile ilişkileri güçlendirmeliyiz.

Dünyadaki hareketliliklerden haberdar oluyor musunuz? İlişki kuruyor musunuz gençlik örgütleriyle?

Çok takip edemiyoruz, hem olanakları yok hem de gerçekten çok yoğunuz. Avrupa’da Ciwanên Azad örgütlenmesi var. Ara sıra onlardan haberler alıyoruz, fakat onlarla bile sistematik ilişki kuramadık daha.

Rojava’da Devrimin Demokratik Özü: Kadın Devrimi

31 Mayıs 2014 Rumelan, akademilerin olduğu ve çok sayıda eski rejim memurunun bulunduğu bir kent.

Kadın düşünce akademisi: Kadın akademisi merkezi bir akademi. Cizîrê kantonuna bağlı. Buradaki tüm şehirlerle iletişim içinde. Aynı zamanda Yekitiya Star’a ait.

Akademinin bulunduğu zemin ideolojiktir. Dolayısıyla, eğitim sisteminde bir zihniyet değişimi toplumun bütünlüğüne dönüktür.

Toplumu kadın eksenli değiştirmeyi düşünüyor. Taşıdığı devrim ağırlığının yanı sıra bir de topyekûn kadın sorununa çözüm arıyor. Tabii bu konuda zihniyette dönüşüm yaratmak istiyor. Sizin mesela Avrupa’da yer aldığınız çalışmalarda, Ecole, üniversitelere vb. daha çok teorik ağırlık veriyorlar. Bizim yürüttüğümüz çalışma işin ideolojik boyutudur, ama esası devrim ideallerine yaşam vermektir.

Dünya devrimleri bizim için çok önemlidir. En temel örneklerden birisi PKK ve PKK kadın özgürlük mücadelesidir. Oradan ideolojik anlamda büyük güç alıyoruz ve inşa ettiği bir tecrübe var. Aynı zamanda, Ortadoğu kadın hareketinin tecrübelerinden yararlanıyoruz.

Dünya kadın hareketleri ve devrim tarihi deneyimleri var. Deneyimlerin başında şöyle bir gerçek var: Devrimler hep toplumdan gelen sesti, fakat devrim kendisini somutlaştırırken işin esasından çıktı, örneğin Fransız devrimi temel bir örnek, yine ‘68 hareketi de öyle.

Devrim gerçekleşti, ama devrimi yürütenler devrimin dışında tutuldular. Özellikle kadınlar. Devrimin esas sahibine seslendik bu devrimde ve özgür toplumsal bir sistem olarak inşa etmesi gerekiyor. Yoksa savunmasız devrim, kapitalist modernitenin eline geçerek karşıdevrime dönüşür. Kadın sorununu çözmeden devrimi gerçekleştiremeyiz, akademinin temel amacı bu.

Tüm kadınlara sesleniyoruz. Kimileri hiç eğitim görmemiş, mesela bundan önce Yekitiya Star eğitimi vardı. Cizîrê’deki bütün şehirlerden kadınlar geldi. İçinde bazıları 18 yaşında, bazı anneler 65 yaşında, kimisi üniversiteli, kimisi hiç okul görmemiş, fakat onlar da yıllarca özgürlük hareketinde yer aldılar. Çok ciddi tecrübeleri var.

Genelde öğretmen ve öğrenci konumu var ve öğrencinin söz söyleme hakkı yoktur. Fakat biz sürekli rol değiştiriyoruz. Herkesin tecrübesi var ve karşılıklı paylaşım, değişim ve dönüşüm sağlanıyor. Kimin elinde ne kadar bilgi varsa, onu paylaşıyor ve birbirilerini tamamlıyorlar. Bu bilgi paylaşımı ile doğru bilgi ediniyor ve yaşama dönüştürüyor.

Birçok ülkede yaşama yansımayan ezber boyutu var eğitimde, bilgi alınıp kütüphaneye dönüşüyor, yani özgürlük inşa edilmiyor. Bizim eğitimimiz bunun dışına çıkıyor.

3 boyutlu eğitim var:

İnsanlık oluşum tarihi - Kapitalist moderniteye kadar (19 yy).

Toplumsal sorunlar nasıl inşa edildi, özgürlük sorunu, sağlık eğitim vb.

12 başlık altında toplumsal sorunlar ele alınıyor.

Kadın ve erkek ilişkisi tüm iktidar ilişkilerini belirliyor.

Milliyetçilik benzer bir durumu ifade ediyor, dincilik, kültürde gericilik yaklaşımları kadının kölelik tarihini belirliyor.

Jineoloji ile sorunlara çözüm arayışına giriyoruz.

Eğitimlerin sonunda hep platformlar ile kendi tarihimizle yüzleşiyoruz. Günlük yaşamımızı nasıl örgütlediğimize bakıyoruz. Zihniyet devrimin son aşaması.

Ortalama 35-40 kişi katılıyor. 20-25 gün sürüyor eğitim. Devrimin ihtiyaçlarına göre belirleniyor ve daha çok demokratik kurumlara yönelmeye çalışıyoruz: Belediye, Asayiş, Meclis vs.

Bu sefer genç kadın hareketi yer alacak. Hangi kurumun daha acil eğitime ihtiyacı varsa ona göre planlama yapılıyor.

Üç aşamalı eğitimde özel dersler konuyor, örneğin demokratik özerklikte hukuk ya da öz savunma. Hem teorik, hem pratik eğitimler veriliyor.

Sabahları spor da yapılıyor. Hala savaştayız, silah eğitimi vermiyoruz, fakat nöbet tutuyoruz.

Hala çetelerin saldırıları oluyor.

Devrim sürecinde artık herkes silah kullanıyor, karşındaki seni yok etmeye çalışıyor. Buna dönük kurumsallaşmaya gittik, fakat hiç bir güvenliğimizi toplumun dışında tutmadık. Bir seferberlik ilan edildiğinde herkes savaşıyor. 7’den 70’e güvenlik sisteminde yer alıyorlar, çocuklar gözcülük yapıyorlar. Bu toplum her şeyi kendisi yapıyor.

Kendi güvenliğimizi kendimiz sağlıyoruz. Bu bir irade de oluşturuyor, çünkü kendini savunabiliyorsun.

Akşamları Kürtçe dil dersi var: Bazen film, belgesel izliyoruz.

Süryanilere özel eğitim verildi. Farklı etnik yapıdan kadınlar katılıyor.

Küçük çocuklar da geliyor bazen.

Çok farklı insanlar katılıyor, örneğin Serêkaniyê’den Arap kadın katıldı, eşi El Nusra’da yer alıyordu. Devrim sürecinde ayrıldılar, iki çocuk ile babasının evine döndü, Mala Jin’lerde yer alıyordu, çocuk da katıldı.

Kadınları devrime nasıl hazırladınız?

Özgürlük hareketinin geleneği var burada. Açılış tarihimiz 3 Şubat 2013, fakat öncesinde de kadınların eğitim kültürü vardı evlerinde. Rojava’nın özürlük hareketi deneyi vardı. Günlük, saatlik eğitimler vardı. Sorunlar çok yoğun tartışıldı. 3035 yıllık mücadeleden çıktı devrim ve son 3 yıl zirve yaşanıyor. Çok ciddi bir devrim deneyi var. Yoğun bir hazırlığı vardı. Bir kaç koldan hazırlık yapıldı. Anlık kalkışma değil, bir hazırlık vardı.

Aile yapısı nasıl değişti?

Kadın Rojava’da biraz daha rahat, fakat Ortadoğu kadın gerçeğinden farklı değil. Erkeğin belirlediği sınırları vardı, fakat artık tersi oldu, kadın erkeği sınırladı. Devrim o saldırganlığın önüne geçti, savaşın öncü gücüne dönüştü. İdeolojik düzeyde oldu değişim.

Evlerde artık kadınları zor bulursunuz, çünkü her biri devrimin kurumsallaşması içinde yer alıyor, her yerde ihtiyaç var.

Evler boşaldı, tüm gençler kurumlarda, yaşlılar da devrimin yükünü taşıyorlar.

Geriye düşürmemek istiyorlar, o yüzden sürekli direniş hali var. Artık eski aile, komünal yapıya dönüştü.

Hangi kurumlar var?

YPJ, Asayiş, kadın meclisi, kadın basın grubu…

Dünya devrimlerinden çıkan deney, kurumlaşma çok sağlanamadı. İhtiyaca göre kurum örgütlüyoruz; direnen bir kurumlaşma, kendisini geliştiren ve toplumsal ve kadın sorunlarına çözüm getiren kurumlar yaratmak istiyoruz.

Biz kurumları sabit ele almıyoruz, kurumun toplum gibi organik olması lazım. Toplumla birlikte değişen kurumlara ihtiyacımız var.

Merkezi kadın akademileri var üç kantonda da, aralarında koordinasyon ve bilgi paylaşımı oluyor. Mala Jin’ler de yerel eğitimler yapıyor ve tüm kadın kurumları kendi eğitimini yapıyor.

Tüm Yekitiya Star örgütleri haftalık bir saat eğitim görüyorlar. Her kentte bir Mala Jin var.

Kadın bilim ve aydınlanma merkezleri var. Kadın akademileri biraz daha çok uzun vadeli zihniyet dönüşümleri yapmaya çalışıyor.

Avrupa’daki genç kadınlara iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Kendi iradeni oluşturmak çok önemli. Avrupa’da yaygınlaşan bir inanç, hep kolayına kaçmadır, o yüzden düşünce inşası zayıf. Bedensel çalışma ne kadar zayıflarsa, zihinsel de öyle oluyor.

Bireyin elinde en önemli güç toplumsallık gücüdür. Toplumu ve kadını anlamak çok önemli: Kendi düşüncelerimize, irademize inanmak çok önemli. Anlam gücü inşa edersek çok şey başaracağız. Moral de çok önemli.

Özel mülkiyeti ortadan kaldırmadan nasıl kadını özgürleştireceğiz?

Kaygınızı biz de paylaşıyoruz, ama özel mülkiyeti ortaya çıkartan şey nedir? Eğer kadın sorununu doğru tartışamazsak, diğer özel mülk sorununu ortadan kaldıramıyoruz.

Ciddi bir risk. Rusya’da ciddi bir deneyim oldu, sosyal yaşam, toplumsal yaşam yoktu. Tümden reddetmiyoruz mülkiyeti, çünkü kısa zamanda çözülmeyecek.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn