Devrim Mücadelesine Adanmış Bir Ömür: Otto Vargas / Çev: Ivana Benario

Arjantin Devrimci Komünist Partisi'nin (PCR) 51 yıllık genel sekreteri olan ve 14 Şubat'ta hayatını kaybeden Otto Vargas için 16 Şubat'ta Chacarita kentinde binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen uğurlama töreninde, partisinin merkez komitesi adına Jacinto Roldan'ın yaptığı ve Otto Vargas'ın devrimci hayatından değerli kesitlere de değindiği konuşmayı yayınlıyoruz.

 

O Yaşamını Devrim Mücadelesine Adadı

Yoldaşlar, Devrimci Komünist Partisi merkez komitesi adına bugün bu acılı vedada bize eşlik eden tüm dost politik güçlere burada olduklarından dolayı teşekkür ediyor ve onları selamlıyorum. Ayrıca, bize burada okuyamayacağımız kadar çok sayıda başsağlığı mesajı gönderen tüm güçlere de teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyorum. Büyük yoldaş Otto Vargas'a veda etmek üzere uzak mesafelerden gelmek için çaba sarf eden tüm yoldaşları da yine selamlıyorum.

İlk olarak belirtmek isterim ki, elveda demek için buradayız, az önce kızının çok güzel ifade ettiği gibi biz diğer parçasıyız, Otto'nun yaşamının büyük bölümünü adadığı diğer parça. Otto Vargas'a, yaşamını devrim mücadelesine adamış devrimci bir komüniste elveda demek için geldik.

Çok genç yaşta Komünist Gençlik Federasyonu'na katıldı. Jorge Brega ile Konuşmalar kitabında dediği gibi, “O günden bu yana bir komünist olmaya çalıştım”. Ve yine şöyle diyordu: “Bir kez komünist oldunuz mu, sonsuza kadar öylesiniz demek değildir. Ve hiçbir geçmiş liyakat bir aksamayı veya mevcut dalgınlığı ortadan kaldıramaz; çünkü bir komünist olma mücadelesi ölene kadar vermemiz gereken sürekli bir mücadeledir.

Ve Otto ömrü boyunca bu konuda tutarlı oldu. Komünist Gençlik Federasyonu, onun militanlığının başlangıcı oldu. Bu dönemde, Komünist Partisi[1] önderliğinin iktidar mücadelesinden vazgeçtiğini ve kumandan Che Guevara'yı Bolivya'da kaderine terk ettiğinde KP önderliğinin bu gidişatının sadece kendini garantiye alma anlamına gelmediğini, onun aynı zamanda Arjantin'de devrimci mücadele için bir engel teşkil ettiğini anladı.

Otto, 1967'de partideki diğer yoldaşları ve gençliğin büyük bir bölümüyle birlikte partiden kopuşa ve 6 Ocak 1968'de PCR'nin kuruluşuna önderlik etti. O günden bu yana, Otto partimizin genel sekreteriydi. Ve bu şekilde, 51 yıllık varoluşumuzda giriştiğimiz tüm politik ve teorik savaşlarda yerini aldı.

Dolayısıyla doğduğumuz günden beri, tüm solun geri çekilme üzerine konuştuğu ve General Perón’un “Ortalık yatışana kadar attan inmemiz gerek” dediği günlerde, Onganía diktatörlüğü altında barut fıçısına dönmüş halkın öfkesiyle diktatörlüğü yıkmak için çalışmayı öneren de Otto'ydu. Ve barut fıçısı patladı yoldaşlar. Correntinazo'yu, Rosariazo'yu ve muzaffer Cordobazo'yu[2] başlatan halk yığınları bize gerekli sebebi verdi. O günden beri Arjantin'de hiçbir şey aynı değil.

Ve mücadelenin başında ilerlerken, Smata Cordobés[3] gibi işçi sınıfını Arjantin'e geri getiren tarihsel köşe taşlarıyla PCR de dönüşüme uğradı.

Bu mücadeleler sürerken, yeni zorlukları aşmak için yeni cevaplar bulma ihtiyacı ortaya çıktı. Böylece maoizme ulaştık. ‘72'de Otto Vargas'ın başında olduğu parti delegasyonumuz Çin'e bir yolculuk gerçekleştirdi. Bu ziyaretle birlikte, partimiz resmi olarak Mao Zedung'un liderliğindeki Çin Komünist Partisi'nin kardeş partisi olarak tanındı.

Böylelikle, 3. kongremizden bu yana maoizmi benimsedik ve MLM'yi partimizin teorik temeli olarak aldık. Ve partiyi bölmek için değil birleştirmek için, yanlış fikirlere karşı savaşmayı öğrendik. Otto, sadece genel sekreterlik rolüyle bu mücadelelerin başında değildi, onun marksist araştırma çalışmaları da partinin pratiğine teorik bir katkı sundu.

Bu sayede, Arjantin gerçekliğinde köylülüğün rolünün bilgisine doğru ilerledik ve köylülerle yerli kardeşlerimizin toprağa açlığını çözmek üzere toprak reformu mücadelesini vermeye devam edebildik.

Aynı zamanda, marksizmin evrensel gerçeğiyle Arjantin devriminin gerçekliğini bütünleştirerek, ülkemizin bağımlı bir ülke olduğunu ve emperyalizmle birçok sorunu bulunduğunu anladık. Maoizm ezilen ülkelerde ulusal burjuvazi ile orta burjuvazi arasındaki farkı görmemize yardım etti.

Partimizin 1974'teki darbe karşıtı söylemi, tarihimizin kilit önemdeki bir anıydı. Otto Vargas önderliğindeki PCR, yaklaşan faşist darbeye karşı çıkma çağrısı yapan tek partiydi. Bu, darbe için çalışanlarda, özellikle de emperyalist Rusya ile bağlantılı kesimlerde derin bir öfkeyi tetikledi. Partimize yönelik halen kullandıkları lopezreguistas[4] suçlaması, videlista[5] ordusunun istihbarat kesimi tarafından kararlaştırılmıştı. Ve Arjantin Komünist Partisi’nin darbeyi destekleyen yanlış tutumu papağanlar gibi tekrarlandı.

Bu nedenle, biri bizi lopezreguistas olmakla suçladığında şu cevabı vermeyi severdi: o zaman siz elbette bir videlistasınız!

Büyük kitleler önünde, Smata’yla yaptığımız gibi, 6 yoldaşımızı kaybettiğimiz La Plata'da[6] ve bütün ülke çapında, partimiz darbe karşıtı pozisyonunu savundu.

Darbe gerçekleşti ve biz direnişi örgütlemek için ülke içinde kaldık. Sevgili yoldaşlarımızın kaybedilmelerine, zindanlara ve yargılamalara maruz kaldık. Otto'nun dediği gibi, tarihimizin en kanlı diktatörlüğüyle yüzleşmek için kaderimizi işçi sınıfının ve Arjantin halkının kaderine bağladık.

1979'da Otto, bir delegasyonla Çin'e gitti. Bu yolculuktan dönüşte, Çin'de kapitalizmin restore edildiğini söyledi. Merkez komitemizde büyük bir kargaşa vardı bu sırada, çünkü mevcut tek sosyalist yol gösterici fener söndürülmüştü. Sonra maoizmin soğukkanlı bekçileri olduk ve bu şekilde hareket ettik. Tartışma büyüktü, kamuoyuna pozisyonumuzu açıklamamız uzun zamanımızı aldı. Ama bugünden baktığımızda, Otto’nun pozisyonu partiyi kurtardı; bu sayede, komünizmin başarısız olmadığını ama yenilgiye uğratıldığını anlayabildik. Ve dünyada antikomünist dalga patlak verdiğinde, Arjantin PCR bayraklarını daha da yükseğe kaldırdı ve ilkelerini savundu. Biz hala komünist partisiyiz.

Otto Vargas, ona ihanet edenlere karşı daima marksist doktrini savundu ve en çok sömürülenleri ve ezilenleri kendine referans noktası almayı hiç bırakmadı. Bu, bize bıraktığı büyük derslerden biridir. Bu nedenle “Otto Vargas’ın Partisiyiz” diyoruz. Bütün bir sürecin tüm kritik anlarında belirleyici bir rol oynadı ve sürece önderlik etti. Basitçe, içimizdeki en marksist-leninist-maoist oydu. Ve devrimci yolun savunulmasında tutarlıydı.

2016’daki son konferansta Otto, parti olarak büyümüş olsak da işçi sınıfının mücadelesine ve Arjantin halkının kurtuluşuna önderlik etmek için hala azız demişti.

Şunu demek istiyorum: Otto Vargas’ın hikayesinin yazımı henüz bitmedi. Çünkü bir komünist, bir devrimci, sadece militanlık yaşamında yaptıklarıyla yargılanamaz, aynı zamanda arkasında neler bıraktığıyla da yargılanır.

Bu 21 Aralık’ta[7] All Boys stadyumunu dolduran 17 binden fazla yoldaşımızla, binlerce kızıl bayrakla birlikte, gördüğümüz gibi, zor koşullara rağmen büyüdük. Ama hala amaçlarımızı gerçekleştirmenin uzağındayız.

Bu nedenle, yaşlı, orta yaşlı ve her şeyden çok da genç, bütün devrimci komünistler olarak, bugünkü sorumluluğumuz Otto’nun bize bıraktığı miras önünde çok daha büyük. Arjantin devrimi için proleter çizginin tarihsel devamlılığını garanti altına alma sorumluluğu.

Komünist gençliği ve ülke çapında bu çizgiyi taşıyan partiyi inşa etmek ve inşa etmeye devam etmek. Ve işçi sınıfının, köylülerin, aydınların, Arjantin halkının oligarşik emperyalist devlete son vermeleri ve böylece bu topraklarda yaşayan herkesin ekmek, barınma, toprak, sağlık ve eğitim sorunlarını çözmek üzere devrim mücadelesini içselleştirmeleri için güçlü bir birleşik cephe politikasıyla savaşmaya devam etmek.

Yoldaş Otto Vargas: Burada! Şimdi ve daima!

Dipnotlar

[1] Kuruluşu 1918’e kadar uzanan Arjantin Komünist Partisi, 1956’dan sonra Kruşçev’in başını çektiği Sovyet revizyonizminin peşinden giderek devrimci niteliğini yitirdi.

[2] 1969 yılı boyunca, Corrientes kentinde gelişen öğrenci ve işçi başkaldırısı, Rosario ilinde patlak veren halk isyanı ve Cordoba kentinde patlayan halk ayaklanması kast ediliyor. Başka bölgelerdeki antifaşist direniş hareketlerini de tetikleyen bu isyanlar, General Juan Carlos Onganía’nın diktatörlüğünün 1970’te devrilmesine varan sürecin köşe taşları oldu.

[3] Cordoba’da 1970’lerin başında, otomotiv ve taşımacılık sendikası Smata’nın PCR önderliğinde yürüttüğü büyük işçi mücadelelerine atıf yapılıyor.

[4] López Rega, sağcı peronist bir politikacı olarak, Isabel Perón’un başkanlığı döneminde fiilen Arjantin devletinin lideri konumunu edindi. Mart 1976’daki Videla darbesiyle devrildi. “Lopezreguistas” sözcüğü, Rega yanlılarını ifade ediyor.

[5] Jorge Rafael Videla, Mart 1976 askeri darbesinin ve kurulan askeri faşist rejimin lideri. “Videlistas” sözcüğü, Videla yanlılarını ifade ediyor.

[6] Askeri faşist diktatörlük tarafından, politik tutsakların uçaklardan La Plata nehrine atılarak kaybedilmeleri ve katledilmeleri kastediliyor.

[7] PCR’nin 50. yıldönümü kutlaması.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn