Yurtsever Sosyalist Devrimci Parti (WATAD) Genel Sekreteri İle Söyleşi

Röportaj: Deniz Serkan

Ortadoğu’daki halk ayaklanmaları dalgasının fitilinin ateşlendiğiTunus’ta 27-28 Şubat 2016’da, Yurtsever Sosyalist Devrimci Parti (WATAD), Emeğin Kurtuluşu Hareketi, Marksist-Leninist Yurtsever Demokratlar, Bolşevik Birlik ve Yurtsever Demokratlar adlı parti ve örgütler gerçekleştirdikleri Birlik Kongresi'yle Yurtsever Demokratik Sosyalist Parti'yi (PPDS) kurdular. Bu stratejik devrimci adımı mutlulukla selamlıyoruz.

Tunus'lu yoldaşların, “gelecekteki yeni kitle mücadelelerine, ayaklanmalara önderlik etmek, bu ayaklanmaları zafere taşımak için bir zorunluluk” olarak tanımladıkları bu büyük eylemin Ortadoğu’da yaşanan bölgesel devrimci durumu devrimi örgütleme ve zafere ulaştırma olanağına dönüştürmesi dileğimizle, birlik hamlesinin öznelerinden Watad Partisi Genel Sekreteri ve gençlik örgütü KIFAH temsilcileriyle yapılan iki röportajı okurlarımıza sunuyoruz.

İki yıldır süren birlik çalışmaları sonucunda Yurtsever Demokratik Sosyalist Parti’yi kurdunuz. Örgütleriniz arasındaki birlik arayışına ve eğilimine hangi amaçlar yön verdi?

Son 35 yılda Tunus'ta dört ayaklanma oldu: 26 Ocak 1978 ayaklanması, 4 Ocak 1984 ayaklanması, 2008’de Gafsa ve Buray'daki ayaklanma ve 14 Ocak 2011'deki ayaklanma. Bu ayaklanmalar yoksulluk temelinde patlak verdi ve onları zafere götürebilecek marksist bir önderlikleri yoktu. Bu nedenle, yurtsever demokratik marksist leninistlerin birliğinin gerçekleşmesi bizim için bir istekti. Gelecekte yeni kitle mücadelelerine önderlik etmek için bu birlik zorunluydu. Bu nedenle, dört partiyle birlikte Devrimci Yurtsever Demokratik Koalisyonu oluşturduk. Büyük ideolojik mücadelelerden sonra nihayet ideolojik bir birlik de sağlamayı başardık. Ve bu birliği 27/28 Şubat 2016'daki kongremizle sonuçlandırdık.

Birlik Kongrenizde neler tartıştınız? Kongrenin ortaya koyduğu temel veriler ve perspektifler nelerdi?

Dünya’daki siyasal gelişmeler, Ortadoğu ve Arap ulusları cephesindeki gelişmeler, emperyalist kriz, emperyalizmin dünya çapındaki saldırıları, Suriye, Libya, Yemen ve çeşitli Arap ülkelerindeki ekonomik sorunlar, Tunus'taki ekonomik ve siyasal durum gibi başlıklarda analizler yaptık. Program ve çeşitli belgeleri kararlaştırdık. Programa ek olarak beş belge benimsedik: genel siyasi değerlendirme, ulusal sorun, gençlik, kadın, kültür. Ayrıca çevre ve terörizm sorunu üzerine iki belge.

Kongrenin açılış töreninde dünyanın değişik yerlerinden parti ve örgüt temsilcileri konuşma yaptılar. MLKP adı anons edilince ve konuşma sonunda insanlar ayağa kalktılar ve alkışladılar. Bunun nedeni Türkiye ve Kürdistan'daki mücadeleydi, silahlı mücadeleydi. Bunun bizim için anlamı büyüktür.

Açılış töreninden sonra komisyon çalışmalarına başladık... Kongre sonrasında bir Siyasi Büro oluşturduk.

Enternasyonal cephede yeni bir faaliyet inşa etmek istiyoruz. Bunun da olanakları öncelikle ICOR içinde var.  

Birlik tartışmalarına iki noktada başladık; ideolojik ve örgütsel birlik. İdeolojik birlik bağlamında dört önemli kaynağın, yani Marx, Engels, Lenin ve Stalin'in, dünya halklarının mücadelelerinin ve III. Enternasyonal'in tecrübelerinin bizim için önemli bir referans olduğu tespitini yaptık. Siyasi açıdan, güncel durum ve devrimin karakteri üzerine görüş birliğine vardık. Hepimizin dayanacağı siyasi-ideolojik bir temel oluşturduk. Bütün bu sorunlar üzerine anlaşamadığımız nokta yok. Şimdi biz, ideolojik birliğini sağlamış bir partiyiz.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde devrimci, komünist örgütler arasında başarılı ve başarısız birlik çabaları, çalışmaları yürütülüyor. Devrimci, komünist hareketlerin parçalı, dağınık, yer yer kendi kendini amaçlaştıran durum ve duruşlarını değiştirme arayışları bakımından birlik süreciniz neler söylüyor? Birlik mücadelesinde hangi yöntemleri izlediniz?

İlk iç semineri Haziran 2015'te üç siyasi parti arasında yaptık. Dördüncü parti henüz hazır değildi. Bu seminerde dört belge oluşturduk: iç tüzük, genel siyasi program, asgari program ve taktik program. Bunlar, bütün marksist leninist güçleri bir araya getirmek için temel taslaklardı. Bu belgeler üzerinde birleştik ve işe koyulduk. Sonra bu dokümanlar partilerin üyeleri arasında dağıtıldı ve ilgimizi çeken diğer marksist leninistlere de veridi. Öncesinde, iç yayında tartışma olanağına sahip her partiden 7 kişi vardı. Bunlar, semineri hazırlamak için politik, ekonomik ve örgütsel sorunlar üzerine yazdılar.

Eylül 2015'te koalisyonun yayımladığı yasal bir gazete çıkarıldı. Bu gazetede bilimsel sosyalizm üzerine makaleler ve birliğe çağrı yer aldı.

Ocak 2016'da "Şubat Ayaklanmalarının Sesi" adında başka bir gazete daha çıkarıldı. (Dört büyük ayaklanmanın hepsi de Ocak ayında gerçekleşmişti) - başka bir gazete daha vardı. Bu vesileyle bölgesel seminerler düzenledik.

Birlik üzerine ilk çözümleme Watad partisi tarafından Ocak 2015'te yayımlandı. Watad bu çözümlemeyi yurtsever demokratik güç olarak gördüğü güçlere birlik çağrısıyla birlikte gönderdi.

Ortadoğu’daki siyasal gelişmeleri, halk isyanları, ayaklanmaları sürecini, bölgesel devrimci durum koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ortadoğu'daki bütün siyasi rejimlerin gerici, emperyalizmin ajanı rejimler olduğunu ve sömürgecilikle bağlı olduklarını düşünüyoruz. Ortadoğu'da emperyalizm, siyonizm ve onların çıkarlarını savunan gerici rejimler var. IŞİD gibi terörist örgütler de var. Emperyalizm, Ortadoğu'nun hammadde ve petrol açısından öneminden dolayı, askeri üsler ve işgaller yoluyla bu bölgeyi doğrudan kontrol etmektedir. NATO'nun Türkiye ve başka ülkelerde askeri üsleri var. ABD, Fransa, Büyük Britanya, Rusya, bunların hepsi Ortadoğu'dan bir parça koparıp almak istiyorlar. Emperyalizm, silah vererek IŞİD’i destekliyor ve cesaretlendiriyor. Aynı zamanda, IŞİD'e karşı mücadele eden başka rejimlere de silah satıyor. Her iki durumda da kar ediyor. Şunu açıkça görüyoruz: mücadeleler ilerici güçler tarafından, özellikle de Filistin'de ve Kürdistan'da verilmektedir.

Filistin bu gelişmelerin neresinde duruyor?

Filistin'de siyonizm, 20. yüzyılın başında emperyalizm eliyle oluşturuldu. Dışarıdan gelenlerin ve şimdi ülkemizi inşa ediyoruz diyenlerin değil, Müslüman, Hristiyan veya başkaca inançlardan Filistin'in yerleşik insanlarının orada yaşama hakkı vardır. Bundan ötürü İsrail'den değil, siyonist bir organdan bahsediyoruz; bu, müzakere yapılacak bir rejim değildir. Bu nedenle Filistin halkının mücadelesini destekliyoruz ve hatta bunun ötesinde direnişin bir parçası olduğumuzu söylüyoruz. Bir alternatif ortaya çıkarma zorunluluğu var, dini bir devlet değil, aksine Filistin demokratik halk cumhuriyeti.

Filistin hareketi, siyonist işgale karşı bir kurtuluş hareketidir. Bu hareketi destekliyoruz ve İntifada'yı da destekliyoruz.

Dünya analizimiz temelinde şunu diyoruz, devrimin iki biçimi var: yurtsever-demokratik devrim ve sosyalist devrim. Yurtsever-demokratik devrim, Tunus, Cezayir vb. gibi gelişme bakımından geri ülkeler içindir. Sosyalist devrim ise gelişmiş kapitalist ülkeler içindir. Ulusal korunmanın olmadığı, sömürgeciliğin olduğu yerde sömürgecilikten kurtuluş ilk görevdir. Kapitalist ülkelerde ise ana görev, sosyalist devrimi gerçekleştirmektir. Bu, bizim Ortadoğu üzerine, referanslarımız olan Marks, Engels, Lenin, Stalin ve III. Enternasyonal’in öğretileri temelindeki görüşümüzdür.

Kürdistan ve Kürt ulusal sorunu konusundaki düşünceleriniz neler?

Kürt halkı dört farklı ülkede varlığını sürdürüyor. Kürt sorununu etnik bir sorun olarak göremeyiz; bu soruna yurtsever-demokratik ve marksist bakış açısından yaklaşmalıyız. Bu nedenle, Ortadoğu'da sadece Kürtlerin değil, bütün baskı altında olan hakların kurtuluşu için çalışmalıyız. MLKP/Türkiye-Kürdistan ismi bu bakımdan öğretici. Kürt ve başka ulusal topluluklar. Öyleyse marksist leninistler, kim olursa olsun Suriye'den Irak'a, İran'dan Türkiye'ye, azınlıkların kurtuluşu için mücadele etmek zorundalar.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn