Sayı 16 / Temmuz-Ağustos 2015

Başta AKP olmak üzere, egemen sınıf partilerini, faşist rejimin planlarını ve halklarımızın birleşik mücadelesini derinden etkileyeceği, kendi kendinin amacı haline gelenler hariç, emekçi solun tüm parti ve örgütleri tarafından görülen 7 Haziran seçimleri, faşist 12 Eylül rejiminin yüzde onluk barajını, Erdoğan'ın ve AKP'nin yakın dönem hayallerini yerle bir etti.

Seçim mücadelesi süreci halklarımız arasındaki önyargı duvarını yıkarken, HDP'ye verilen 6 milyon oy, yüzlerini özgür ve onurlu bir hayata dönen güçlerin gelişimini, emekçi sol yükselişi, gözler önüne serdi. Başarma duygusu yeni ve daha büyük mücadelelere girişme istek ve kararlılığını biledi.

Emperyalist küreselleşme evresi, emperyalist kapitalizmin, bir öncekinden belirgin nitelik farklılıklarıyla ayrılan, yeni bir evresidir.

Meta ve sermaye ihracından sonra, kapitalist çevrimin üretimin gerçekleştirilmesi aşaması da, küreselleşme evresinde uluslararası nitelik kazanmıştır.

Meta ve sermaye dolaşımın önündeki engeller kaldırılmış, bir önceki dönemin henüz tasfiye edilememiş sınırlı kalıntıları ile sermaye birikim düzeyinin henüz tasfiyesine elvermediği özgün alanlara daralmıştır.

Marksist teorinin gelişimi bağlamında emperyalist küreselleşme üzerine yazma görevi bizi "tarihe" götürdü. 95 yılının ilk yarısına yayılan ateşten mücadele günlerinde Birlik Devrimi elle tutulur bir gerçeklik olarak somutlaşırkan henüz kavramı inşa edilmiş değildi. Ama marksist leninist komünistler devrimci hareketin teoriyle ilişkilenişini de eleştirel devrimci sorgulamadan geçiriyor, kendi pozisyonlarını belirginleştiriyorlardı. 95 sonbaharında yayın hayatına giren Proleter Doğrultu ilk sayısında devrimci komünistlerin teoriyle ilişkilenişini şöyle tanımlıyordu:

Sömürgecilik; bir ülkenin ya da bölgenin bir başka devlet ya da devletler grubu tarafından siyasi ve ekonomik olarak ilhak edilmesidir.

Kapitalizmden önce de sömürgecilik vardı. Köleci Roma sömürgeciliği ya da feodal Osmanlı sömürgeciliği akla ilk gelen örnekler. Kapitalizm öncesi toplumlarda başlıca sömürgecilik biçimi askeri işgalle siyasi egemenlik altına alınan ülkenin haraca bağlanmasıydı.

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP), şu anda Kongre ve Avrupa Komisyonu'ndaki temsilciler aracılığıyla ABD ve AB arasında gizli görüşmelerde müzakere edilen kapsamlı serbest ticaret anlaşmasıdır. Tekeller ve onların çıkarlarının aracı lobilerin artan baskısı süreci hızlandırıyor. Görüşmeleri sürdüren temsilciler, ABD ve Avrupa halklarının karşı karşıya olduğu tehdidin gerçek boyutunu gizlemek için hiç bir detaya girmiyorlar. Bu anlaşma ile dünya tekelleri, ülkeler üzerinde kendi hâkimiyetlerini pekiştiriyor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi ile uluslararası tekellerin ayrıcalıkları yasalaşacak, hükümetler de bunları uygulamaktan sorumlu olacaklar.

Ulus Devlet Kapitalizmin Ürünü

Serbest rekabetçi kapitalizm dönemi, burjuvazinin Batı Avrupa'da ulus devletleri kurduğu süreç oldu.

Ekonomik bakımdan güçlenip “hakim” hale gelen burjuvazi, politik iktidarı ele geçirerek egemenliğini pekiştirmek istiyordu. İçeride eski düzenin egemen sınıfı feodal aristokrasiyle mücadele içinde bunu sağlamaya çalıştı. Keza rakip burjuvazilere karşı da kendi pazarının efendisi, rakipsiz egemen gücü olmak için mücadele ediyordu.

Tunus'tan Rojava'ya

Tunus'la başlayan Ortadoğu toplumsal hareketler silsilesi Rojava'da gerçekleşen devrimle ilk etabını şimdilik tamamlamış görünüyor. Tunus, Libya ve Mısır'da yaşananlarla ilgili oldukça yaygın tartışmalar yürütüldü. Ulusal ve uluslararası düzeyde, devletler, partiler, aydınlar hemen her kesim Arap coğrafyasındaki bu büyük uyanış ve ayağa kalkışı dikkate aldı, inceledi, sonuçlar çıkardı. Ezenler ve ezilenler cephesinde doğal olarak yankısı farklı oldu bu ayaklanmaların.