Sayı 15 / Mayıs-Haziran 2015

AKP Odaklı Cephe Daralıyor Halkçı Demokratik Cephe Büyüyor

İşçi sınıfının, kadınların, gençlerin, yoksulların, Kürt ulusal demokratik güçlerinin, ulusal toplulukların, demokratik Alevi hareketinin özlemlerinin, özellikle de politik özgürlük odaklı taleplerinin cepheleştiği HDP ile burjuva devlet terörünün, sömürünün ve inkarcı sömürgeci boyunduruğun temsilcisi AKP ve Erdoğan cephesi arasındaki çatışmanın merkezinde durduğu seçim çarpışması tüm hızıyla sürerken, saflaşma ve cepheleşme büyüyor.

Durum, işçi sınıfı ve ezilenler lehine, halklarımız lehine gelişiyor ve buradan ilerleyecek.

Hangi konum ve düzeyden olursa olsun, "birlik", "birleşik mücadele", "birleşik cephe" kavramları politik mücadelede daha büyük, daha etkili, daha sonuç alıcı mücadele isteğini, yönelimini yansıtır. En dar, gruplara dönük amaçlarla kurulan birlikler bile, egemenlere yöneldikleri ölçüde daha güçlü, daha etkili bir mücadele imkanı sunmuşlardır.

Komünist öncünün politik önderlik anlayışı ve iktidar bilinci, onun 20 yıllık tarihi boyunca burjuvazi, faşizm ve inkarcı sömürgecilik karşısında, devrimci ve antifaşist hareketin birleşik mücadele ve cepheleşme ihtiyacını dikkatle gözetmesini, bu konuda devrimci arayışlardan kopmamasını koşullamıştır.

Giriş: “Bugün Yarına Dünle Beslenerek Yol Alır”*

Gelenek, tarih ve hafıza ezilenlerin devrimci mücadelesinde geçmişi arkalayarak geleceğe yürümenin çok önemli enstrümanlarıdır. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde hafıza bilinç kurucu rol oynar. Devrimci geleceği kurmanın silahlarından biri olarak tarih bilinci, hafıza ve tarih yazımından beslenir. Hafıza ve tarih yalnızca sınıf savaşımını kaydeden ve anlatıya dönüştüren bir işlem değildir. Tarih bilincinin şimdileşmesini ve güncel sınıf mücadelesi pratiğine ışık tutmasını da sağlar. Hafıza, bilincin eyleme yön vermesi sürecinde daima işbaşında ve yürürlüktedir. Deney ve tecrübeler, tarih bilgisi hafızada toplanır, arşivlenir ve siyasal akla, bilince, bilgiye dönüştürülür. Siyasal savaşıma geçmişin gücünü ve karakterini katar, sınıf savaşımının 'tarihsellik elementi' işlevini görür.

Ezilenler silahlı bir eylem, bir büyük direniş ya da ayaklanmaya kalkışmaya görsün, egemenlerin politik sözcüleri gecikmeden damgayı vurur: dış mihrakların işi!

Burjuva Türk devlet politikacıları ve onların sözcüleri şimdilerde yeni bir düşmandan bahsediyorlar: “üst akıl”. Onlara göre dünyanın neresinde olursa olsun yükselen halk mücadelesinin arkasında bu “üst akıl” var. Her şeye o hükmediyor. Halkı onun ajanları kışkırtıyor. Ayaklanmayı o örgütlüyor. Silahlı eylemlere o yön veriyor.

Komünist öncü, Rojava Devrimi’nde ve onun Kobanê direniş cephesinde etkin varoluşu ve ödediği bedellerle, Kürt ulusal devrimi ile Türkiye cephesindeki işçi sınıfı ve ezilenlerin devrimci dinamikleri arasında gelişmekte olan kader birliği bilinci ve duygudaşlığın, bölge devrimiyle canlı, özverili ve cüretkar bağlılığın sembolü oldu.

Komünist öncünün 20 yıllık tarihi, kendi değişim ve gelişimi içerisinde incelendiğinde, Rojava’da ölümsüzleşen savaşçılarında cisimleşen Kürdistani, enternasyonalist, devrimci cüret ve devrimci atılım ruhuyla karakterize pratik duruşunun, onun kendini varediş koşulları, tarzı ve çizgisinin dolaysız bir sonucu olduğu görülür.

Rojava Devrimini Sahiplenme Görevi

Bugün enternasyonalizmin kızıl bayrağı Rojava'da dalgalanıyor. Kürdistan'ın küçük kenti Kobanê uluslararasılaştı. Enternasyonal dayanışma ve direnişin merkezine yerleşti. Dünya devrimcileri ve komünistlerinin dikkatleri Rojava devrimi ve Kobanê direnişine çevrildi. Kobanê, enternasyonal devrimciliğin tarihsel geleneklerinin eylemle güncellenmesidir.

Burjuva Yasalarda Grev

Türkiye'de grev yasaklarının tarihi eskidir. 1923-36 yılları arasında yürürlükte olan Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda grevle ilgili bir hüküm yoktur. Ancak 1937'de oluşturulan 3008 sayılı yasa ile grev yasaklanmıştı. Peşinden 1947'de çıkarılan yasada yasak derinleştirilmişti. 5818 sayılı İş Veren Sendikaları Ve Sendikal Birlikleri ismindeki yasada, grev yapmak ve greve teşebbüs etmek yasaktı.

2012 yılında, Colbitz-Letzlinger Heide’de 232 km² büyüklüğünde bir arazide kurulu olan Alman Federal Ordusuna ait Altmark Ordu Eğitim Merkezinde özel bir çalışma başladı. Hillersleben/Magdeburg'a yakın olan bu bozkır üzerine, 6 km2 genişliğinde bir kent inşa ediliyor. ''Schnöggersburg'' ismi verilen bu kent içerisinde metro istasyonu, hava limanı, kent merkezi ve dış bölgesi, hükümet binaları, sanayi bölgeleri ve yoksul semtler inşa ediliyor. 500’den fazla bina, gökdelenler, caddeler, kanalizasyon, ormanlık alan, hatta 22 metre genişliğinde bir nehir – ve hepsi Federal Ordu için hazırlanmış!

Röportaj: Derya Okatan*

Ermeni Soykırımı’nın hesabının verilmesi mücadelesinde yer alan gruplardan birisi de Nor Zartonk. 2004 yılında internet ortamında gençlerin bir araya gelmesiyle kurulan Nor Zartonk, 2007’de Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra demokratik kitle örgütlenmesine dönüştü. Nor Zartonk’un mücadele gündemleri arasında sadece Ermeniler yok. Türkiye’deki diğer halkların, işçi ve emekçilerin, kadınların talepleri de yer alıyor. Festus Okey, Engin Çeber ya da Ceylan Önkol ile Sevag Balıkçı’yı birbirinden ayırmayan Nor Zartonk, emekçi sınıfların kurtuluşunu birleşik mücadelede görüyor.

24 Nisan, Ermeni soykırımının lanetlendiği, katledilen yüzbinlerce insanın anıldığı, Ermeni halkımızın acılarını paylaştığımız gün. 24 Nisan Ermeni katliamının başlangıç tarihi. İttihat Ve Terakki, 24 Nisan'da Ermeni aydınlarını topladı ve ölüm yolculuğuna çıkardı. Önce Ermeni halkının dili kesildi, gözüne mil çekil. Aydınları yok edilerek sesini yükseltmesi, örgütlenmesi ve direnme imkanları ortadan kaldırıldı.

Ermeni (ve Süryani, Pontos, Ezidi) soykırımına ilişkin sessizlik, politikasızlık; TKP öncesi devrimci hareketin tarihi ele alınırken, inkarcılık, özellikle mücadelede canlarını vermiş militan ve yöneticilere sahip Ermeni devrimci ve sosyalist hareketine ilgisizlik; emekçi solun ve sosyalizm için mücadele iddiasındaki parti, örgüt ve kişilerin ağırlıklı tavır ve politikası olageldi.