Lahnnaoui: Yeni Bir Ayaklanmanın Koşulu Var

Fas Demokratik Yol Partisi temsilcisi Lhoussain Lahnnaoui’yla yaptığımız röportajda Arap Baharından etkilenen Fas’ta hareketin son durumundan, demokratik hakların kullanımına, kadın hareketinden Emezilere kadar çeşitli konularda konuştuk.

*Paneldeki konuşmanızı dikkatlice dinledik. Fas da Arap Baharı’ndan etkilenerek ayağa kalktı, ancak hareket kısa sürede sönümlendi. Bunun nedeni neydi ve şu an ülkede son durum nedir?

20 Şubat Platformu, başlangıçta Fas’ta bir grup genç tarafından internet üzerinden örgütlenmiş bir eylem olarak başlamasına rağmen, kısa sürede geniş çevrelere yayıldı ve gerçekten de somut bir niteliğe kavuştu. Eylemin ulaştığı boyutlardan sonra 10-15 gün içerisinde Kral, halka yeni bir anayasa dahil bir takım vaatlerde bulunarak eylemin uzun sürmesinin önüne geçmiş oldu.

Hakikaten Kral ve hükümet, yeni anayasa vaadini yerine getirdi. Bir anayasa yazıldı ama bu anayasa halkın temsilcileri tarafından yazılmadı. Üstten kralın temsilcileri tarafından yazılıp halka dayatılan bir anayasa olduğu için halka bir şey kazandırmadı. Onların günlük yaşamlarında bir değişikliğe yol açmadığı için de somut olarak hareketin devam etmesinin tüm koşulları mevcut. Ve hareket ilerlemeye, güçlerini birleştirmeye devam ediyor.

*Bu eylemlere halkın katılımı Tunus’taki kadar kalabalık oldu mu?

Bizim ülkemizdeki hareket Tunus’la karşılaştıracak kadar büyük değil. Bunun en büyük nedeni Kral’ın çabuk hareket etmesidir. Çünkü kısa süre sonra, 15 gün sonra, 9 Mart’ta yeni anayasa vaadinde bulundu, işsizlere iş vaadinde, diplomalı işsizlerden 4 binini işe aldı, gençlere okul ve iş vaadinde bulundu, yani umutsuzlara umut vaadinde bulunduğu için, hareket çok büyük boyutlara ulaşmadı ve kısa sürede sönmeye yüz tuttu. Ancak bugün anayasa tamamlanmış ve oylanmış olmasına rağmen, bu anayasa halkın büyük çoğunluğunun talep ve ihtiyaçlarına yanıt vermiyor. Yani yeni bir ayaklanmanın ortaya çıkması için bütün koşulları içinde barındırıyor.

*Ayaklanmanın, demokratik örgütlenme hakkının kullanımında bir etkisi oldu mu?

20 Şubat Hareketi’nden sonra, Kral ve hükümetin vaatleri bazı iyileştirmelere yol açsa da, bunlar kısa sürede geri alındı. Yani böylece yine eski duruma döndük. Ekonomik açıdan memurlara tanınan ücret artışları kısa sürede yapılan zamlarla sıfıra indi. İşe alınan 4 bin gencin büyük çoğunluğu bütçe sıkıntısından dolayı işten çıkarıldı. Ülkedeki kuraklık, ekonomik sıkıntılar ve kriz bahane edilerek her türlü muhalefet büyük bir şiddetle bastırılıyor. Ama başkent ile diğer taşra kentleri arasında farklılık var. Ülkenin başkenti dünya kamuoyunun gözü önünde olduğu için Krallık başkentte her şeyin güllük gülistanlık olduğunu göstermek amacıyla şiddet uygulamıyor. Ama ülkenin diğer bölgelerinde şiddet uygulanıyor.

*Fas’ta işçiler, emekçi köylüler, gençlik arasında örgütlülüğünüz var mı? Ve Parlamentoya giriyor musunuz?

Biz sadece hükümeti karşımıza almış politik bir parti değiliz. Biz sistemin kendisine karşı mücadele ediyoruz. Parlamento ya da seçim sadece görünüşte demokrasinin bir unsuru olduğu için, biz bu tür girişimlere alet olmuyoruz, seçimleri boykot ediyoruz. Demokratik talepler içerisinde en önemlilerinden bir tanesi Sahra halkının kendi kaderini tayin hakkı. Ve ülkedeki siyasi partiler içerisinde onların kendi kaderini tayin hakkını tanıyan tek siyasi parti biziz. Bundan dolayı da sistemin, Kral’ın polisinin şiddetine, takibine uğradık. Yıllar boyunca arkadaşlarımız hayatını kaybetti. Bizim bundan önceki genel sekreterimiz 10 yıl hapiste yattı. Biz hükümetin kendisini demokratikmiş gibi göstermesine katılmıyoruz ve onun bir parçası haline gelmiyoruz.

*İşçiler ve yoksul emekçiler arasında nasıl örgütleniyorsunuz? Paneldeki konuşmanızda parlamento katılımının yüzde 20 seviyesinde kaldığını söylediniz. O zaman halk hangi yolla mücadele ediyor?

20 Şubat ile birlikte ortaya çıkan halk hareketi ülkemizde başlangıçta güçlü bir hareket olmasına rağmen, biraz önce de söylediğim gibi kısa süre sonra Kral’ın bazı noktalarda geri adım atması nedeniyle zayıflama eğilimi gösterdi ve 20 Şubat Platformu içerisinde yer alan İslamcı örgütlerden birinin Kral tarafından verilenleri yeterli görüp geri çekilmesiyle zayıflama ve gerileme dönemi yaşadı. Fakat yeni anayasanın tamamlanması, çatışma süreci içerisinde Kral’ın tanıdığı vaatlerin kısa sürede eriyip gitmiş olması halkın yeniden mevcut sisteme karşı sokağa dökülmesi eğilimlerini güçlendirdiği andan itibaren biz de zaten mücadelenin içerisindeydik ve giderek yükselmesi için çaba harcadık. Ama biliyoruz ki mücadele düz bir seyir çizgisi izlemez. Yükseldiği dönemler olduğu gibi geriye düştüğü dönemler de olacaktır. Şu anki hareket 20 Şubat’ın biraz geriye düşmüş olmasına rağmen, Kral’ın vaatlerinin kısa sürede erimiş olması, yeni anayasanın taleplere ve özlemlere cevap vermemiş olması halk kitleleri içerisinde nefret ve öfkenin içten içe büyümesine yol açıyor. Fas’ta her ay bir pazar günü eylem günü olarak belirledik ve halka sokağa çıkmaya, taleplerine sahip çıkmaya davet ediyoruz. Ülkenin bütün şehirlerinde, hemen 50 noktada bu eylemleri yapıyoruz. Başkentteki gösteriye şimdilik 2-3 bin arasında insan katılıyor.

*Ülkenizde sendikal hareket ne durumda?

Ülkede sendikalaşma yasak değil. İki tanesi büyük sendika konfederasyonu olmak üzere 30 kadar irili ufaklı sendika var. Bu sendikalar hükümete yakın olduğu için biz fazla ilişki kurmuyoruz. Ama diğer iki konfederasyonun yönetiminde bizim yoldaşlarımız var, bu yönetimlerde söz sahibiyiz. Bu iki konfederasyonun süreç içerisinde birleşip tek bir konfederasyon haline gelmesi için çaba harcıyoruz.

*Ülkenizdeki ayaklanma kadın hareketini de etkiledi mi?

Fas’ta kadın hareketi özellikle son dönemde gelişti ve hala devam ediyor. Kadın hareketi ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta 20 Şubat Hareketi’nin de içerisinde bulunduğu ilerici güçlerin etrafında toplanmış olan kadınlar var. Bu hareket son olarak başkent Rabad’da bir gösteri düzenlerken, aynı gün İslamcıların etkisi altında olan kadınlar da Kasablanka’da karşıt bir gösteri düzenledi. Ama İslamcıların gösterilerine katılanların sayısı, Rabat’taki gösteriye katılanların ancak yarısıydı. Kadınların mücadelesi yükseliyor. Yeni anayasada kadınlar için birkaç küçük ilerleme olmasına rağmen esas olarak durumlarında değişikliğe yol açacak yeni bir durum ortaya çıkmadı.

*İslamcıların halk kitleleri üzerinde etkisi var mı?

İslamcı hareketleri bir blok olarak görmememiz lazım. Bir tarafta kral ve kralın politikalarının tamamına taraftar olan bir grup var. Diğer tarafta kralın diktatörlüğüne karşı yıllardır bizimle birlikte mücadele eden İslamcı bir gruplar var. Biz bu İslamcı gruplarla hala bazı durumlarda birlikte hareket ediyoruz. O yüzden İslamcı grupları, tek bir grup olarak ele almak doğru olmaz. Fakat ilerici güçler arasında da ayrılık var. O da bir blok halinde değil. Her ne kadar ayrılık olsa da, ilerici güçler arasında İslamcı güçler kadar birbirinden kesin çizgilerle ayrılan bir ayrışma yok.

*Marksistlerin, devrimcilerin, ilerici güçlerin bir cephe birliği var mı?

Böyle bir birlikten bahsedemeyiz. Bunun en temel sebebi de bizim ülkemizde marksist-leninist bir geleneğin köklü ve gelişmiş olmayışıdır. Biz, bu güçler içerisinde marksizme en yakın güç olarak kendimizi görüyoruz. Biz de elimizden geldiğince burada düzenlenen konferanstan da faydalanarak, buranın deneyimlerinden yararlanarak ülkemizde bir araya getirmeye ve birleştirmeye çalışıyoruz. Ülkemizde en büyük kitlesel güç olarak biz varız.

*Berberi azınlığın mücadelesi var mı? Sizin Berberiler ile bir ittifakınız var mı?

“Berberi” bizim kabul ettiğimiz bir tanım değil. Bu, Emezi halkına Batılılar tarafından verilen aşağılayıcı bir tanımdır. Biz Emeziler diyoruz. Emezi halkı, evet onların bir mücadelesi var. Bu mücadele iki ölçekte devam ediyor. Birincisi; onların kendi örgütleri ve kendi mücadeleleri. Bu, fazla büyük bir gücü teşkil etmiyor. İkincisi; Emezilerin ezici çoğunluğu bizim hareketimiz içerisinde bulunuyorlar.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn