Hammami: "Tunus’ta Sol Güçler Halk Desteğini Artırıyor"

23 yıllık diktatörlüğü deviren ve Arap devrimlerinin fitilini ateşleyen Tunus devriminin baş aktörlerinden Tunus Emekçileri Partisi’nin sözcüsü Hamma Hammami’yle, ülkelerindeki son durum üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

*Tunus devriminde devrimcilerin, komünistlerin ve özelde partinizin rolü neydi?

Biz komünistler ve devrimci demokratik güçler bu devrimde yer aldık. Hatta devrimde yer alanın sadece bizler olduğunu söyleyebiliriz. Zira İslami hareketler devrim sürecinde yer almadılar. Herhangi bir şekilde çağrısını da yapmadılar. Halkı sokaklara çağıran bizler ve devrimci demokratik güçlerdi.

İslamcı güçler aslında bütünüyle bu sürecin dışında kalmışlardır. 14 Ocak’ta sokaklara çıkanlar, tutuklananlar da devrimci sol güçlerdi. O tarihte liberal güçler ya da diğer siyasi güçler de sokakta değildi. O tarihte gösterileri gerçekleştiren ve sonucunda tutuklananlar sol güçlerdi.

*Yani devrimi yapanlar, devrimden sonra büyüyemedi, güçlenemedi. En Nahda partisi, seçimlerden galip çıktı. Bu sonucu neye bağlıyorsunuz?

Bu devrimin zayıf yanı, yönlendirecek merkezi bir unsurun var olmamasıydı. Elbette devrimci sol güçler katıldı fakat birleşik bir şekilde bu devrimi yönlendirme ve yönetme becerisini gösteremediler. Devrimin yarı yolda kalmasını açıklayan şey bu. İslamcılar bu yönetememe halinden yararlandılar ve aynı zamanda aldıkları destek de onlara bu başarıyı getirdi. Hem sağ liberal güçlerin, hem bazı Körfez ülkelerin, hem de doğrudan doğruya Amerika’nın desteğini alarak -parasal destek dahil olmak üzere- bu başarıyı gerçekleştirebildiler. Böylece Amerika başta olmak üzere bu aktörler, Tunus’un emperyalist sistem içerisinde kalmasını sağladılar.

*Bu süreçte 14 Mart cephesi kuruldu. Bu cephe bir rol oynayamadı mı?

O günden bugüne kadar birçok şey değişti. Geride kalan 10 ay içerisinde sol, devrimci, demokratik güçler halk desteğini arttırıyor. Çünkü bu 10 ayda, En Nahda partisi kitleler nezdinde ciddi bir destek kaybına uğradı. Gerici bir karakter taşıdığı halk tarafından daha net bir şekilde anlaşıldığı için, sol güçler halk desteğini arttırıyor şu süreçte. Geçtiğimiz hafta bir halk cephesinin kurulması yönünde bir çağrı yapıldı. Bu daha önce kurulan 14 Mart Cephesi’nin bir devamı gibi değil, ondan daha geniş ve daha güçlü bir oluşum. İçerisinde 12 siyasi parti, bazı sendikalar ve bağımsız bazı militanlar bulunuyor. Araştırmalara göre bu hareket Tunus’taki üçüncü büyük siyasi güç haline gelmiş durumda. Ve temel hedefini, temel siyasi yönelimini devrimin başlangıçtaki amaçlarını gerçekleştirmek olarak planlıyor. Bu; devrimin sona ermediği, devam ettiği ve sürecin giderek hızlandığı anlamına geliyor.

*Devrim sürecinin kadın hareketine etkisi ne oldu? Ülkenizde kadın hareketinin durumu ne düzeyde?

Tunus’taki kadınlar her zaman siyasi demokratik mücadele içerisinde yer aldılar. Sol hareketlerde, öğrenci hareketlerinde varlardı. Siyasi gruplara karşı açılan davalarda hukuki mücadele de vermişti. Yıllar içerisinde verdikleri mücadelelere baktığımızda birçok konuda örneğin tek eşlilik, örneğin boşanma hakkı gibi somut kazanımlar elde etmişti. Devrim sürecine katılmaları hem bu kazanımların sağlamlaştırılması anlamına geldi hem de geniş çaplı bir siyasi hareketin içerisinde yer almalarını sağladı. Fakat İslamcılar iktidara geldikten sonra hazırladıkları anayasa ile kadınların bazı haklarına doğduran saldırmaya başladılar. Buna karşı hem kadınlar hem de genel olarak demokratlar tarafından çok yoğun tepki gösterildi ve bu tepkiler sonucunda yapmak istedikleri girişimlerden vazgeçmek durumunda kaldılar. Şu andaki yeni anayasaya çok net bir şekilde kadın ve erkelerin hukuk önünde tam eşitliğe sahip olduğunu gösteren bir maddenin eklenmesi sağlandı.

*Daha önce Tunus İşçileri Komünist Partisi olan isminiz, “Tunus Emekçileri Partisi” olarak değiştirildi. Neden?

Aslında isim değişikliği 2004 yılından beri tartışılan bir konuydu, yeni değil yani. Sadece bu kadar derinlemesine yapılan bir tartışma değildi. Yakın zamanda yapılan tartışmalar sonucunda, evet ismimizi değiştirdik. Ama bu partinin ne siyasi çizgisinde değişiklik anlamına geliyor ne ideolojisinde değişiklik anlamına geliyor. Sadece halk kitleleriyle, işçiler ve yoksul kesimlerle daha doğrudan temas kurabilmek için bunun doğrudan bir araç olabileceğini düşündük. Çünkü “komünist” isminin insanlarda yaptığı çağrışımlar var. Komünist denildiği zaman, ilk olarak İslama karşı, dine karşı olduğumuz anlaşılıyor. Halk kitleleri ile temas kurarken bu nedenle vakit kaybetmeyelim, bizim komünist olmamız İslama karşı olmamız anlamına gelmiyor diye uzun uzun anlatmak zorunda kalmayalım diye böyle bir yönelim belirledik. Ve daha net olmak gerekirse, biz insanları bir ideoloji etrafında toplamıyoruz, biz insanları kendi hayatlarını değiştirecek olan, kendi çıkarlarına olan bir siyasi program etrafında örgütlemeye çalışıyoruz.

*Parti programınızın şu anki en temel hedefleri nedir?

Adaleti ve sosyal adaleti hayata geçiren demokratik halk cumhuriyeti şeklinde ifadesini bulan bir Tunus Cumhuriyeti. Küçük ve yoksul köylüler lehine tarım reformu. Stratejik sektörlerin ulusallaştırılması ve işçiler tarafından demokratik tarzda yönetilmesi. Herkes için parasız eğitim ve sağlık hakkı. Ve halkın ve sağlığın lehine ekolojik bir toplum.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn