Sayı 7 / Temmuz-Ağustos 2012

AKP iktidarının yoğunlaştırdığı kirli savaşa ve kitlesel tutuklamalarda ifadesini bulan siyasi kırıma karşı KUDH’nin (Kürt Ulusal Demokratik Hareketi) son aylarda çetin direnişi ile savaş sertleşti.

AKP iktidarı kış koşulları boyunca kirli savaş saldırılarını yoğunlaştırdı. Yüzlerce Kürt gerillasını kimyasal silah da kullanarak topluca katletti. Yetinmedi, Roboski toplu sivil katliamıyla Kürt halkına ağır bir ‘ders’, dehşetli korku vermeye çalıştı. Kısmi Sri Lanka yöntemini uyguladı. Bu yolla KUDH’ne boyun eğdireceğini hesap etti.

AKP’nin devlet iktidarının belirleyici kesimini ellerine geçirmesi olgusu, emekçi sol hareketin başlıca tartışma konularından birisidir. Bu durumun nasıl gerçekleşebilmiş olduğunun analizi kadar, devrimci strateji ve taktikler bakımından yarattığı sonuçlar da önemlidir. Bu yazıda bu tartışmaya katkı yapmayı amaçlayacağız.

Kimin Partisi?

AKP, hükümete geldiği andan itibaren emperyalist tekellerin, ABD ve AB’nin, keza onların işbirlikçisi Türk tekellerinin politikalarının başlıca savunucusu ve uygulayıcısı olmuştur. Ancak onun dolaysız dayanağı olan sosyal güç, tekelleşmeye yönelen orta burjuva gruplarıdır. Bunlar yaygın olarak “İslami sermaye” ya da “Anadolu kaplanları” gibi isimlerle anılırlar. Geleneksel İstanbul sermayesinden ayrı ve farklı bir kategori oluştururlar. Zira hem, henüz tekelleşememiş olmakla birlikte bu yoldadırlar; hem de cemaatsel bağlara dayanan ticari-ekonomik bağlar geliştirmişlerdir.

İslamcılığın Genel Özellikleri

İslamcılık, 19. yüzyılın ikinci yarılarında, Müslüman ülke burjuvazilerinin bir ideolojisi olarak ortaya çıktı. Avrupa burjuvalarından farklı olarak, İslam ülkelerinin burjuvazisi laik değil, dinci, İslamcı bir tavırla siyaset sahnesine çıktı. Orta Asya, Kafkaslar, Hindistan, Kuzey Afrika, Orta Doğu vs. tüm İslam ülkelerinde böyle oldu. Ama Müslüman ülke burjuvazisi bunu yaparken İslamı da kendi çıkarlarına uygun bir hale getirdi.

Tayyip Erdoğan’ın, Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı’nın uygulanmasına ilişkin 2012 Uluslararası Parlamenterler Konferansı kapanış oturumunda yaptığı konuşmada başlattığı kürtaj yasağı gündemi, bir gün sonra AKP Genel Merkez Kadın Kolları 3. Kongresi’nde “Sezaryen ve kürtaja karşıyım. Bunu söylediğimde bana karşı çıkan basın mensupları, yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz! Ben de diyorum ki, her kürtaj bir Uludere’dir!” açıklaması ile devam etti. Bir yanda her gün yeni bir açıklama ile kadın düşmanlığını körükleyen AKP kurmayları, karşısında ise hızla örgütlenen, kürtaj yasağına karşı her türlü eylem biçimi ile alanları boş bırakmamaya kararlı ve güçlü kadın kamuoyu bulunmakta.

"Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa” 31.05.2012 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. 2001 yılından beri kentsel dönüşüm zaman zaman gündeme getirildi ve birçok yasa taslağı hazırlandı. Son seçim sürecinde, başbakanın İstanbul Boğazı’nda üzerinden tren hattı geçen 3. köprü, Kanal İstanbul, Taksim projesi gibi projeleriyle birlikte kentsel dönüşüm yasasına da hız verilmiştir. Özellikle İstanbul’un küresel bir kent olma iddiası, kentsel dönüşüm alanı ilan edilecek arazilerin bir zamanlar kentin dışında kalan ancak şu an merkezde, kentin değerli ve önemli arazileri haline gelmeleri, küresel finans kuruluşlarının ve çeşitli rant odaklarının ilgisini artırmaktadır. Geçmiş yıllarda, önceki hükümetlere olduğu gibi, AKP hükümetlerinin yıkım saldırılarına karşı da kitleler direnişler sergilediler. Direnişler karşısında amacına ulaşmada zorlanan AKP hükümeti, depreme önlem gibi haklı bir gerekçenin arkasına sığınarak bu yasayı çıkarmıştır.

3. Yargı Paketi olarak bilinen “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”, alelacele pakete dâhil edilen Özel Yetkili Mahkemeler düzenlemesini de içererek, 1 Temmuz’da Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi ve 5 Temmuz tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Geçtiğimiz günlerde burjuva basın yayın organlarından geniş yer tutan bir haber yayınlandı. Benzerlerine alışık olduğumuz ve ilgilenen herkese tanıdık gelen yeni bir dezenformasyon ve karalama, çamur at izi kalsın türünde iftira ve itibarsızlaştırma senaryosu sergilendi.

Sömürgeci Türk devleti kendi içinde restorasyona giderken, bunun Ergenekon operasyonları ayağında ağır tarihi suçlarının ortaya dökülmesini önleyemedi.

Son dört yıldır tarihi mücadelelere sahne olan Yunanistan’da sol, sokak mücadelelerinin yarattığı düzey ile 6 Mayıs ve 17 Haziran seçimlerindeki desteğini 1950’den beri en yüksek noktasına ulaştırmış olsa da işçi ve emekçiler için sorun henüz çözülmüş değil. 17 Haziran seçimlerinde ‘sürpriz’ bir çıkışla yüzde 27 oy alan SYRIZA’nın bileşeni olan Yunanistan Komünist Örgütü’nün Direniş (Resistance) Festivali kampı için bulunduğumuz Atina’daki gözlemlere ve yaptığımız görüşmelere dayanarak ele alacağımız bu yazıda son yıllardaki durum, son seçimler ve solun başarısı, sosyalizme geçiş ve radikal toplumsal dönüşüm olasılıkları üzerine kimi gözlem ve analizlere yer vermeye çalışacağız.

İşçi Sınıfı Ve Devlet Sektöründe Çalışanlar

Kapitalizmin gelişmesine, daha doğrusu makineli üretimin gelişmesine paralel olarak doğan bu kavram, doğrudan üretim dışında kalan emekçileri; yönetme, hesaplama, örgütleme, üretimin gerçekleşmesi işlevlerini üstlenmiş olanları kapsamına alır. Bu kavram, aynı zamanda mevcut rejimin üst yapı kuramlarında çalışanları da kapsamına alır.

12 Mart 1971 darbesinden sonra emek hareketinde öne çıkan en önemli eylemler, hiç şüphesiz Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in öncülüğünde yürütülen siyasal içerikli eylemler, direnişler ve boykotlar oldu. Düşünce özgürlüğünü, ezilenlerin örgütlenme haklarını yasaklayan yasaların ve bunların uygulayıcısı olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri DGM’lerin kaldırılması, işçi hareketi başta olmak üzere ilerici-devrimci demokratik toplumsal harekete karşı geliştirilen saldırılara karşı, 1975-1980 yılları arasında yürütülen mücadelelerde, işçi hareketinin tarihinde önemli bir yere yere sahiptir.