Halk Gençliği

Son bir kaç yılda meydana gelen ayaklanmalar ve büyük kitle protestolarında (Tunus, Mısır, Türkiye, Brezilya, ABD, Yunanistan, Şili, İspanya, İngiltere, Fransa, Bulgaristan ve diğerlerinde) halk gençliğinin belirleyici toplumsal güç olarak öne çıktığını görüyoruz.

“Halk gençliği”nden kastedilen, halkı oluşturan değişik sınıf ve katmanlardan (işçi sınıfı, küçük burjuvazi, emekçi köylülük) gelen öğrenci, işsiz ve emekçi gençliğin tümü kastedilmektedir.

Önceki yıllarda halk gençliği kendi başına, kendine özgü ayrı bir kategori olarak tanımlanamazdı. Örneğin bir işçi, bir mühendis ve bir köylü genç aynı kefeye konamazdı. Nihayet her biri mensup oldukları sınıf ya da katmanların parçasıydılar. Genç olmaları, onları kendi sınıf ve katmanlarının en dinamik unsurları yapıyordu. Fakat nihayetinde biri işçi ise diğeri küçük burjuvaydı. Çıkarları zaman zaman kesişse de çatıştığı da oluyordu. Küçük burjuvazi, sınıf konumu gereği işçi sınıfı ile burjuvazi arasında sallanıp duruyordu; işçi sınıfı ayağa kalktığında büyük burjuvaziye karşı onun safında yer alabiliyor, hatta safların en önüne fırlayabiliyor ama burjuvazi işçileri ezmeye başladığında da safları ilk terk edenler onlar oluyordu. “Normal zamanlar”da ise küçük burjuvazi, egemen burjuva sınıf fikirlerinin işçi sınıfı içine aktarım kayışı işlevi görüyordu.

Öğrenci Gençlik

Öğrenci gençliğin konumu ise biraz daha farklıydı. Yüksekokul diploması, halk sınıflarından gelen gençlik için bir sınıf atlama aracı olabiliyordu. Kuşkusuz hepsinin sınıf atlaması mümkün değildi ama diploma, hiç değil kendilerine ebeveynlerinden daha iyi bir hayat sürmelerine imkan tanıyacak bir iş sağlayabilirdi. Yine de elde edinmeyi bekleyen iş sayısı azdı, dolayısıyla bir “yarış” kaçınılmazdı. Üstelik bu “yarış”ta varlıklı ailelerin çocuklarına karşı daha en baştan dezavantajlı konumdaydılar.

Bir yandan daha iyi bir gelecek imkanı, diğer yandan hepsinin buna kavuşmasının imkansızlığı, halk gençliğinin parçası olan öğrencilere geldikleri sınıf kökenlerinden farklı olarak kendine özgü küçük burjuva sınıf karakteri kazandırıyordu. Bu, nesnel bir durumdu.

Fakat öğrencilerin sınıfsal pozisyonlarını salt bu nesnellikle değerlendirmek doğru olmazdı. Lise ve üniversite öğrencileri aynı zamanda aydın kategorisi içinde sayılmalıydılar. Ailelerinin sınıf kökenleri ve mevcut nesnel konumları, aydınların sınıfsal pozisyonlarını etkilediği kuşkusuzdu, buna karşın belirleyici olan onların ideolojik tercihleriydi. Öğrencilerin “aydın” kategorisinde sayılmasından tümünün aydın olduğu sonucu çıkarılmamalı. Kastedilen, öğrencilerin politik tercihlerinde ailelerinin sınıf kökenleri ve kendi nesnel konumları etkili olsa da belirleyici olanın ideolojik tercihleri olduğudur. Küçük burjuva bir aileden gelen bir öğrenci, pekala işçi sınıfı ideolojisini benimseyerek burjuvaziye karşı mücadelesinde proletaryanın ön saflarında yer alabilir, elbette tersi de geçerlidir.

Dolayısıyla, öğrenci gençlik arasında “ideolojik tercih” çok özel bir rol oynardı. Elbette akademik, ekonomik, demokratik talepler öğrenci hareketinin kalkış noktası olurdu. Ama hem ailelerinin sınıf kökenlerinden hem de burjuva düzenden “kopuş”lar esasen ideolojik saflaşmadan doğardı.

Yine de en radikal “kopuş”lar dahi, idealleri peşinden koşanları bir kenara bırakırsak, genellikle geçici karakterdeydi. Çünkü okullarından mezun olanlar “hayata atılırdı”. Şimdi onun yeni sınıf bilincini bu yeni koşullar şekillendirecekti. Sınıf atlama imkanı bulan dünün en keskin radikalleri şimdi burjuva egemenlerin saflarında düzen bekçiliğine soyunacaklardı. Bir başkası küçük burjuva serbest meslek erbabı olarak hayatını kazanma derdine düşecekti. Geri kalanlardan şanslı olanlar da beyaz yakalı işçi, daha az şanslı olanlar da mavi yakalı işçi olacaktı.

Geleceksizlikte Eşitlenme

Günümüzde yüksek okul diploması, eskisi gibi “sınıf atlama” imkanı tanımıyor. Bırakalım sınıf atlamayı, diploma sahibi olmak “hayata atılmak” için bile garanti değil. Halk gençliğine mensup öğrencileri ilk bekleyen giderek büyüyen işsizlik. Bu engeli aşabilenlerden iyi bir iş bulabilenler kendini şanslı sayıyor, geriye kalanlar ortalama bir işçi ücretine razı olmak zorunda. Öyle ki eğitim düzeyleri, nitelikleri ebeveynlerinden daha iyi olsa da onlardan daha düşük bir ücretle çalıştırılıyorlar artık. Bu durum, halk gençliğinden gelme öğrencileri nesnel olarak proletaryanın saflarına mıhlıyor. Demek ki burada burjuva düzenden “kopuş” nesnel bir karakter kazanmıştır. Üstelik bu “kopuş” geçici değil. Mezun olanlar için burjuva düzen içinde ayrıcalıklı bir gelecek umudu yok. Dahası küçük burjuva konumda olan serbest meslek sahibi gençler, konumlarını kaybederek proletarya saflarına itiliyorlar. Emekçi köylü gençliği için küçük mülk sahipliğine dayalı bir gelecek söz konusu olmadığı için bunlar işsiz, yarı proleter ya da güvencesiz işçiler olarak şehrin varoşlarına akın ediyor. Kısacası, geldiği kökenden bağımsız olarak tüm halk gençliği kapitalizm tarafından hiçleştirilmede eşitleniyor. Geleceksizlik, halk gençliğinin ortak kaderi bugün. Onları kendine özgü bir kategori olarak proletaryanın bir bileşeni haline getiren de bu.

Öğrenci Gençliğin Yeni Rolü

Halk gençliğinin en kalabalık ve eğitimli kesimini öğrenci gençlik oluşturuyor. Kapitalizmden nesnel kopuşları onları proletaryanın nesnel bileşeni haline getiriyor. Ama bu onların aydın karakterini ortadan kaldırmaz ve önemsizleştirmez. Onlar, yine aydın kategorisinde değerlendirilmelidirler.

Fakat artık şöyle bir farkla: Aydın kategorisinde olmaları ve ideolojik pozisyonları sınıfsal konumlarını belirlemiyor, nesnel sınıfsal konumları aydın karakterlerini şekillendiriyor. Toplumda çeşitli sınıf ve tabakaların çıkarlarının ideolojik-politik ifadesi olan fikirler en tam biçimde aydınlar arasında yansımasını bulur. Aydınlar bu fikirlere göre kamplaşırlar. Bu kamplaşmanın en radikal ve keskin biçimi, öğrenciler arasında görülür. Bugün halk gençliğinden gelme öğrenciler nesnel olarak proletaryanın parçası oldukları için ve sermaye-emek çelişkisi en keskin ve çözülmez karakteriyle kendini gösterdiği için bu öğrenciler nesnel sınıfsal doğalarına uygun olarak her geçen gün daha büyük yığınlar halinde kapitalizme karşı saflaşmaktadırlar. Burjuvazi ve proletarya arasında kaygan bir zemin üzerinde duran eskinin öğrencileri yok artık. Halk gençliği proleter zemin üzerinde bugün. Kuşkusuz öğrenci gençlik yine aydın bir tabakadır, yine ideal bir dünya arayışındadır. Ama artık başkalarının, halkın, toplumun kurtuluşu için değil aynı zamanda ve esasen bizzat kendi kurtuluşları için ideal bir dünya peşindedirler ve nesnel olarak onlar proletaryanın aydın tabakasını oluşturuyorlar ve sınıf bilinci edindikleri ölçüde proletaryanın organik aydınları olmaktadırlar. Halkın bilinçli ve kararlı genç savaşçıları olarak öne çıkmalarının nedeni budur.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn