Kiev Darbesi Ve Doğu'da Halk Ayaklanması

21 Kasım 2013'te Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in Avrupa Birliği ile Ortaklık Anlaşması imzalamayı reddeden açıklamasıyla aynı gün Yanukoviç yönetimine karşı Kiev Maidan'da başlatılan gösteriler, faşist darbe, savaş ve ilhak ile ayrılmalara varan olağanüstü durum ve sonuçlara yol açtı.

Maidan Hareketi: Faşistlerin Ve Batı Emperyalizminin Hareketine Dönüştü

Başlangıçta, daha düşük kitlesellikteki Avrupa Birliği yanlısı ve anti-Yanukoviç kitle eylemleri, ikinci ayında, faşist hareketin etkinliği ve egemenliği altına girdi. Maidan gösterilerinin kitleselliğinin zirvesi 1 Aralık'taki yaklaşık 300 bine varan katılımdı.

Batı Ukrayna'nın Lvov kenti merkezli örgütlenen faşist Svaboda örgütü, Ukrayna Ulusal Asamblesi (UNA-UNSO) ve eylemci kanadı olan Ukrayna Ulusal Öz-Savunma Birliği, Pravy Sektor (Sağ Sektör), Ortak Dava (Spilna Sprava) gibi irili ufaklı paramiliter faşist örgütler, Yanukoviç'i devirene değin eylemleri sürdürdüler.

Bu faşist örgütlerden Svaboda en kitleseliydi. 2013 seçimlerinde Uykrayna çapında %10 oranında oy alarak, özellikle Batı Ukrayna'da %40'a varan oy desteğiyle, yükselişe geçmişti.

Paramiliter faşist örgütler Yanukoviç'in polis şiddetine karşı silahlı çatışmalara girdiler. (Maidan'da 2014 Şubatı'nda silahlı çatışmalarda ölen 28 kişiden 10'u polisti). Yanukoviç'in Avrupa emperyalistlerinin dışişleri bakanları denetiminde muhalefetle geçen yılın 21 Şubat'ında vardığı ve uzlaşarak iktidardan çekilmesini amaçlayan erken seçim kararını dinlemediler. Önce parlamento üzerinde baskı kurarak Yanukoviç'i görevden düşürdüler, sonra silahlı çatışma ve gösterileri sürdürerek kaçmasına yol açtılar. Zor yoluyla, faşist darbeyi zafere ulaştırdılar, iktidarı aldılar.

Başlangıçta gösterilere katılan bazı sol güçler, faşist saldırılarla etkisizleştirildi. Sonrasında ise, faşistler, tüm sol güçlere, revizyonist Ukrayna Komünist Partisi kadro ve taraftarlarına karşı sokaklarda ve parti binalarında şiddetle saldırdılar, bazılarını katlettiler, pek çoğuna işkence yaptılar.

Daha önemlisi de, Güneydoğu Ukrayna kentlerinde faşist darbeye karşı ayaklanan kitleleri ezmek için seferber edildiler. Ayaklanmacıların Ukrayna Ordusu'nun pek çok birliğini savaşmaktan caydırması üzerine, faşistler, üçü katliamcılıkta kötü ünlü olmak üzere, taburlar halinde ayaklanmaların olduğu bölgelere insan avına çıkarıldılar. Nitekim Odessa'da 2 Mayıs'ta Sendika binasındaki kitleyi yakarak katlettiler. Kiev darbeci hükümetinin açıklamasına göre 46, fakat gerçekte 100 civarında insanı sendika binasında yakarak öldürdüler.

Güneydoğu Ukrayna'da ayaklanan kitlelerin halk milisi kuramadığı yerlerde faşistlerin katliamları çok daha geniş çaplı oldu.

Paramiliter faşist partiler, gamalı haç sembollerini açıkça taşıyorlar ve Hitler işgalcileriyle işbirliği yaparak Sovyet halklarını katletmiş olan Ukrayna Kurtuluş Ordusu lideri Bandera'nın mirasını sürdürdüklerini açıktan savunuyorlar.

Lenin heykellerini, Antifaşist Anavatan savaşının anıtlarını yıkıyorlar. Yahudi sinagoglarına ve Yahudi katliamlarında öldürülenlerin anısına yapılmış anıtlara, antifaşist savaşın sembollerine, komünist adına hangi parti varsa binalarına ve üyelerine saldırıyor, terör estiriyorlar.

Oligarşinin Bir Bölümü-Abd Ve Avrupa Emperyalistleri-Faşistler Koalisyonu

Türkçe basına çokça yansıdığı gibi, Ukrayna oligarşisinin mensupları neoliberal saldırganlıkta birleşmelerine rağmen, siyasal saflaşmada bölünmüştü.

Rus-dilli ve Rusça konuşanların ağırlıkta olduğu bölgelerde etkili olan Yanukoviç'i destekleyenler olduğu gibi, Yanukoviç öncesi devlet başkanı ve Batı Ukrayna'ya dayanan Yuşçenko-Timoşenko kliğini destekleyenler de vardı. Yuşçenko-Timoşenko ve Yanukoviç yönetimlerinde yönetici çevrelerin mensupları yolsuzluk ve özelleştirmelerden vurgun vurarak oligarşinin organik parçaları haline geldiler. Timoşenko bu nedenle hapse düştü, Yanukoviç'in aile bireyleri oligarşi içine girdiler.

Fakat bu kez Yanukoviç'i destekleyen oligarşi kliği mensupları, sert bir iç savaş yerine yeni iktidarla uzlaşma yolunu tutmak zorunda kaldılar. Diğerleri Maidan gösterilerini finanse edip desteklediler. Dahası, Yanukoviç'i deviren iktidar hemen 22 Şubat'ta yeni valiler atadı. Atadığı valilerin %90'ı doğrudan oligarşi mensuplarıydılar. Yeltsin ve Putin'in bir zamanlar Rusya'da oligarşi mensuplarını vali ataması gibi, Kiev'in faşist darbecileri de benzer bir yol tuttular.

Nitekim 25 Mayıs erken devlet başkanlığı seçimlerinde kazanan Poroşenko'nun kendisi oligarşinin seçkin mensubuydu. 26 Ekim Rada (parlamento) seçimleri için kurduğu Poroşenko Bloğu atbaşı farkla ikinci parti oldu.

Kiev darbesinde faşistler vurucu güç rolünü oynadılar, ama iktidar yönetiminde elbette oligarşi ile ABD ve başta Almanya olmak üzere Avrupa emperyalistleri egemen ve etkindirler. Faşist örgütlerin geliştirilip eğitilmesinde de bu güçler yönetici rol oynadı. ABD Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Nuland, faşist darbeye değin ABD'nin Ukrayna'da Rusya karşıtlarının eğitilmesi-örgütlenmesinde 5 milyar dolar harcadığını itiraf etti. İsrail siyonistleri faşist güçleri askeri bakımdan eğittiler.

ABD'nin savaş makinesi NATO, iktidar devrinden sonra Batı Ukrayna'da tatbikatla gözdağı verdiği gibi, iç savaş sırasında Polonya ve Baltık ülkelerine askeri yığınak yaptı. Daha önemlisi de yeni NATO genel sekreteri “Jens Stoltenberg ilk resmi ziyaretini Pazartesi günü Polonya’ya yaptı ve Rusya’yı açıkça tehdit etti. Stoltenberg, Rusya’yla 1997’de imzalanan ve NATO birliklerinin Rusya sınırlarına kalıcı şekilde yerleşmesini yasaklayan antlaşmayı temelde reddederek, NATO’nun birliklerini istediği yerde konuşlandırabileceğini söyledi.”(Christoph Dreier, 07 .08.14, WSWS).

Emperyalistler, Şubat ayında Yanukoviç ve şimdinin Kiev yöneticilerine, Fransa, Polonya ve Almanya Dışişleri Bakanları’nın hazır bulunduğu törende Ukrayna krizinin barışçıl çözümüne dair anlaşma imzalatmışlardı. Fakat buna uymayan faşistleri destekleyip veya Yanukoviç'in polis şiddetini sürdürmemesini sağlayıp, iktidar devrini gerçekleştirdiler.

İkinci anlaşma ise, 17 Nisan 2014’te İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelen tarafların (AB, ABD, Rusya ve yeni Kiev Yönetimi) anlaşmasıydı. Askeri üssünün olduğu Kırım'ı Mart ayında ilhak ettikten sonra, Rusya, NATO'nun doğrudan kendisine karşı savaşını önlemek için taviz veriyordu. Aynı zamanda Güneydoğu Ukrayna'da ayaklanmış kitlelerin Rusya'da olası etkisini ve uzayacak iç savaşta olası soykırıma uğratılmalarının Rus halkında yaratacağı öfkeyi dikkate alarak uzlaşmaya çalışıyordu. Cenevre anlaşması, esasen her iki tarafta silahlanmış sivil güçlerin silahsızlandırılması ile Güneydoğu Ukrayna kentlerinde ele geçirilmiş yönetimlerin tasfiyesini içeriyordu. Ama aynı zamanda Ukrayna ordusunun savaş birliklerini cepheden çekmesini, Rusya'nın fiili savaş güçlerini bölge sınırından uzaklaştırılmasını kapsıyordu.

Kiev ordusunu cepheden çekmeyince Rusya askeri yardımını sona erdirmedi. Fakat Kiev'in Cenevre anlaşmasına uymasını talep etti.

Silahlanmış sivil güçlerin silahsızlandırılması demek ise, Donetsk ve Luhansk başta gelmek üzere -Kırım hariç-Güneydoğu kentleri halkının Ukrayna ordusuna kurban edilmesi demekti. Ayaklananlar bunu kabullenmediler. Bu iki kentteki hareketlerin programlarının ön sıralarında halk cumhuriyetlerini silahlı direnişle sonuna kadar savunma talebi yer alıyor.

Kiev'in darbeci iktidarı ve daha sonra Poroşenko; ordu ve faşist taburları bu kentlerin üzerine sürdü. Hava kuvvetlerini bombardımanda kullandı. Silahlı direnişe geçemeyen ama barışçı ayaklanma içindeki Harkov ve benzeri kentler ile silahlı direnişte olan bazı kentleri ele geçirdi. Fakat Donetsk ve Luhansk'ı savunan Halk Milisleri ile Gönüllüler, Rusya'dan silah, cephane, gönüllü savaşçı ve lojistik destek ile eğitim aldıkça Ukrayna Ordusu ve faşist taburları geri püskürttüler. İlerlemeye başladılar ve Kiev yönetiminin ele geçirdiği bazı kentleri geri alma ihtimali doğdu. Bu kez Poroşenko ateşkese yanaştı. Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Eylül'den, Lugansk Halk Cumhuriyeti ile Aralık'tan itibaren ateşkes ve çatışmasızlık zaman zaman şiddetlenen çatışmalarla birlikte sürüyor. Rusya yakın zamanda Poroşenko'yla doğalgaz sağlama üzerine uzlaştı. Cepheden ağır silahların çekilmesi için iki tarafı uzlaştırmaya çalışıyor.

Kiev yönetimi ise güçle karşısındakileri dağıttıktan sonra 26 Ekim Rada seçimlerini yaparak meşruluk kazanma yolunu tuttu. Orduyu daha sağlam örgütleyip eğiterek, NATO'ya girmeye çalışarak, ayaklananlara karşı daha etkili bir savaşa hazırlanıyor. Nitekim bu yılın Ocak ayının sonlarında Donetsk'te -yasal olarak ateşkes sürse bile- fiilen askeri saldırılara başladı. Kiev yönetimi, iktidarı aldığı ilk günlerde parlamentarist Ukrayna Komünist Partisi'ni ve komünist, devrimci, ilerici çalışmaları yasaklamak istedi, başaramayınca faşistlerin fiili saldırılarıyla ezmeye çalışıyor.

Kiev darbeci yönetimi aynı zamanda daha ilk günlerinden başlayarak Ukraynaca dışındaki dillerin resmi ve eğitim dili olarak kullanılmasını yasaklayan şovenist yasayı çıkardı.

Abd Ve Ab: Rusya'yla Rekabet Ve Ukrayna'yı Uydusu Yapmak

Ukrayna, ABD'nin SB yıkıldıktan sonrası dönemde Avrasya egemenlik jeostratejisinde önemli bir yer tuttu.

ABD-Avrupalı emperyalistler, Kuçma/Yanukoviç yönetimlerinin Rusya ile daha ağırlıklı işbirliği yapmalarına karşı, 2004 turuncu sivil darbesini örgütlediler. Fakat turuncu darbeyle iktidara gelen ABD ve AB işbirlikçileri, yolsuzluk, baskı ve neoliberal saldırganlıkla halk içindeki etkilerini çok değil 2010 yılında kaybettiler, Yanukoviç ve partisi iktidara geldi.

Yanukoviç, AB ile Ortaklık Anlaşmasını imzalama sürecinde, istediği krediyi alamadığı gibi -istediği 15 milyar dolardı fakat AB'nin vermek istediği yarım milyar doların biraz üzerindeydi- AB, zaten yoksul ve önemli oranda işsiz Ukrayna halklarına, daha fazla kemer sıkacak tedbirler dayattı. Yanukoviç, bu durumda AB ile Ortaklık Anlaşması'ndan vazgeçerek, Rusya ve Kazakistan'nın oluşturduğu Gümrük Birliği'ne girmeye çalıştı. Bu, siyasi olarak da Rusya ile daha ağırlıklı işbirliğinin güçleneceği anlamına geliyordu.

ABD ve Almanya bu duruma karşı Maidan Şubat darbesini örgütlediler. Ekonomik yoksullaşma ve işsizlik karşısında hoşnutsuz olan Batı Ukrayna halk kitlelerini Rusya düşmanlığı/milliyetçilik ve AB yanlılığı temelinde toplumsal dayanak yaptılar. Böylece Batı ve Orta Ukrayna bölgelerinde etkili olan faşist milliyetçileri, muhafazakar partileri, oligarşinin bir bölümünü, kendileriyle işbirlikçilikte birleştirdiler. Hatta İlerici Sosyalist Parti gibi reformcuları ve anarşistleri de yedeklerine aldılar. Rusya'ya karşı mali ve ekonomik ambargo koydular. Doğusundaki emperyalist yaşam alanına tekrar göz diken Alman emperyalistlerinin eski-yeni yöneticilerinden bazıları ise Rusya pazarındaki çıkarlarının büyüklüğünü dikkate alarak Merkel'in Rusya ile rekabeti tırmandıran politikasına açık muhalefete başladılar.

ABD ve Avrupa emperyalistleri, Rusya'nın Suriye gerici iç savaşının Libyavari emperyalist işgale dönüşmesini engelleyen politikasına bir yanıt olarak da Ukrayna Maidan darbesini düzenlediler.

Bu Rusya'yı yakın çevresinde kuşatmak demek. Ayrıca ambargo ve petrol fiyatıyla oynayarak ekonomik bunalıma itmekle birleşmiş durumda.

Fakat Rusya emperyalist büyük askeri güç odağı olarak, yakın çevresi ve Suriye'de emperyalist rekabette direniş sergiliyor. Daha önce Gürcistan'nın Güney Osetya'yı yeniden ilhak savaşına karşılık verdiği gibi, Güney Osetya'yı emperyalist himayesine almanın benzerinden daha ötesine Kırım'da geçti. Kırım'ı ilhak etmekte tereddüt göstermedi. Kırım Sivastopol'daki askeri üssünden birliklerini Kırım kentlerine çıkararak, 16 Mart'ta referandumda ayrılma kararı veren ve Kırım'ın yönetimini üstlenen yerel güçleri önce askeri protektorası (himayesi) altına aldı. Sonra Kırım'ın Rusya'ya özerkliğini koruyarak katılma kararını Duma'da onaylayarak Kırım'ı Rusya'ya bağladı. Kiev yönetiminin tersine Kırım'daki Tatar ve diğer azınlıkların ulusal dillerinde eğitimini yasal statüde tutarak Rusya'ya bağlamanın toplumsal dayanağını genişletmeye çalıştı. ABD-AB-NATO ve Kiev yönetimi, bu ilhakı “kabullenilemez” olarak görüp ilan etmelerine rağmen, diğer ayrılıkçı kentlerin halkına yaptıklarından farklı olarak Kırım'da Rusya ile erken bir savaştan kaçındılar.

Putin ve Rus emperyalizmi Kırım ilhakıyla kısmi bir üstünlük sağladı. Ancak, Kiev'deki darbeyle kendisine yakın bir iktidarı yitirdi. Ukrayna milliyetçiliğinin zirve yapmasıyla yakın ve orta erimde Kiev üzerinde siyasi nüfuz elde etme olanağını kaybetti. Ukrayna NATO tatbikatına sahne oldu, NATO, Rusya'ya yakın Baltık ülkeleri ve Polonya'daki üslere askeri güç yığınağı yaparak 1997 anlaşmasını fiilen kaldırdı, yasal olarak da kaldırma çabasında. Bunlar, ABD ve AB emperyalistlerinin Rusya'yı kuşatmada kazandığı yeni mevzilerdir.

Rus emperyalizmi, Kiev yönetimine ucuz gaz anlaşması, silah yedek parçaları vermeyi sürdürme, iç savaşı sona erdirme ve iki halk cumhuriyetinin federasyonla Ukrayna'da kalmasını sağlama uzlaşıcı çabasıyla kuşatmayı hafifletmek istiyor. Ukrayna'nın Rus doğalgazının geçiş terminali olmasını ve Rusya'dan ucuz doğal gaz enerjisine ve Rusya'ya meta ihracına dayanan sanayisinin durumunu kullanarak uzlaşma yaratmaya ve kuşatmayı hafifletmeye ve daha önemlisi de NATO güçlerince desteklenecek Ukrayna ile sıcak savaşı önlemeye çalışıyor. Kırım'ı kendisine bağlamasını, emperyalist çıkarları yönünde kalıcı kazanç görüyor.

Batılı emperyalistlerin ambargosunu, Kazakistan'la oluşturduğu Gümrük Birliği ve 2014'te ambargo kararı sonrası Çin ile yaptığı uzun vadeli ve toplam tutarı 400 milyar doları bulan gaz ve petrol anlaşmasıyla ekonomik krize düşmeden, etkisizleştirmeye çalışıyor.

Putin yönetimi, Batılı emperyalistlerle ve Ukrayna'daki uşaklarıyla uzlaşma yollarını, halk cumhuriyetleri güçlerinin savaş cephesinde ilerleme kaydetmesinden sınıfsal nedenlerle de çekindiği için arıyor. Şöyle ki, savaşmayı öğrenen ve kendi kendini yönetme iradesi gelişen, oligarşinin saltanatına hayır demeyi, sosyal devlet uygulamalarını ve ulusallaştırmayı talep etmeyi öğrenmekte olan işçi ve halk kitlelerinin, ele geçirecekleri kentler çoğaldıkça, özgüvenleri daha yükselecek. Sınırın Rusya tarafındaki işçi emekçi kitleler, bu durumdan etkilenecek ve Putin- oligarşi yönetimine boyun eğmemeye başlayacaklar. Diktatörce bir yönetimi, Rus milliyetçiliği duygularına dayanarak ve bol kaynaklardan bazen yoksul kitlelere kırıntılar vermek zorunda kalarak sürdüren Putin yönetiminin güvenle sürmesini tehlikeye düşürecekler. Putin bu nedenle de Donetsk ve Lugansk Milisleri ve Gönüllülerinin savaşta ilerledikleri ve yeni yeni kentleri elegeçirebilecekleri bir sırada Poroşenko'nun AGİT arabuluculuğuyla ateşkes isteğini bu cumhuriyetlere yoğun bir çabayla kabul ettirdi.

Güneydoğu Ukrayna Ayaklanmaları

Rus ulusal kimliğinden ve Rus-dilli nüfusun ezici çoğunlukta olduğu Güneydoğu Ukrayna, aynı zamanda Ukrayna'nın sanayi bölgesi. Ukrayna'nın gayrisafi yıllık üretiminin %80'ini bu bölge sağlıyor. Harkov'dan Donetsk'e uzanan kentler işçi ve madenci kaleleri. İşçilerin ezici çoğunluğu yoksul ve düşük ücretle çalıştırılıyor. Bu bölgedeki işletme sahibi oligarşi mensupları, sendika patronlarını dayanak yaparak işçi sınıfını mücadelesizlik içinde tutuyorlar. Güneydoğu Ukrayna kentlerinde, Rus milli duygusu ve Rusça kültür güçlü.

Kiev ve Orta Ukrayna haricinde Batı Ukrayna 1939'da Hitler faşizminin Polonya'yı işgaline karşı askeri strateji gereği Sovyetler Birliği ( SB ) tarafından Polonya işgalinden kurtarılarak, Batı Ukrayna'nın Galiçya bölgesi ise Avusturya -Macaristan İmparatorluğunun ilhakı altından çıktıktan ve antifaşist savaşın büyük zaferinden sonra SB tarafından Ukrayna'ya dahil edildi. Fakat Hitler faşizminin SB'yi işgali döneminde S. Bandera'nın şoven antikomünist güçleri Hitler faşizminin işgal güçleriyle işbirliği yaparken en geniş desteği Batı Ukrayna'dan aldı. Kısaca milliyetçi faşist fikirlerin yaygınlığı kaynağını kısmen bu mirastan alıyor.

Batı ve Güneydoğu Ukrayna bölgeleri arasında mezhep/kilise farklılığı da var.

Ayrıca vurgulamak gerekir ki, Ukrayna halkları çok yaygın işsizlik altındalar ve yoksulluk çok kitlesel. Oligarşi mensuplarının devasa servetiyle kitlelerin yoksulluğu arasındaki makas çok büyük.

Rusya'nın tersine, bol kaynaklara sahip olmadığı, sahip olduğu kömür ve çelik üretiminin dünya pazarında düşük fiyatlarını da dikkate alırsak, Ukrayna yönetici çevrelerinin her iki kliği de yoksul kitlelere birşeyler verebilecek durumda değil. AB'nin dayattığı ekonomik politikalar Ukrayna sanayini daha fazla vuracak özellikteydi.

Oligarşi ve yönetici kliğin Batı Ukrayna'dan toplumsal destek alan bölümü, iktidar dalaşı için gerekli desteği Ukrayna şoven milliyetçiliğini tırmandırarak ve AB'ne katılım propagandasıyla aldı. Batı'nın yoksul kitlelerini şovenizmle zehirleyerek antikomünist seferberlik saflarına katabildi. Belirtmek gerekir ki, ne revizyonist parlamentarist Ukrayna Komünist Partisi, - ne devrimci olan Rusya Bolşevik İşçi Partisi - SB Komünist Partisi birliğinin Ukrayna'daki çevresi, ne anarşistler ve ne de Borotba gibi örgütler Batı Ukrayna'nın yoksul kitlelerini mücadele alanlarına çekebilmişlerdi. Geçmişin faşist milliyetçi mirasının demagojisini yapan Ukrayna Neo-Nazileri bu yoksulları faşist harekete kazanabildiler.

Oysa parlamentarist Ukrayna Komünist Partisi 2012 seçimlerinde %14 gibi nispeten yüksek bir oranda oy aldı. Fakat tam da bu durum, Yanukoviç kuyrukçusu bu partinin önemli işçi ve gençlik potansiyelini düzen içinde ve mücadelesiz tutabilmesine yol açtı, yeni daha geniş yoksul işçi kitlelerini Ukrayna şovenistleri ve emperyalizm-oligarşi etkisinden kurtarmaya var olan güçlerin seferber edilmesini engelledi.

Ukrayna oligarşisinin her iki rakip yönetici kliği de, komünist ve devrimci örgütlerin militanlarına baskı uyguladı, kriminalize ederek zindana attı. Bu durum Ukrayna'daki devrimci büyümeyi sınırladı. Siyasi bunalım koşullarında -eşitsiz de olsa- Ukrayna'nın bütün bölgelerinden işçi ve yoksul genç kuşakları kazanabilmesi imkanını sınırladı.

Bu koşullarla girilen süreçte, Maidan gösterilerini, Güneydoğu kentleri halkları, önce ilgisizlikle sonra kaygıyla sessizce izlediler. Onlar da ekonomik siyasi bunalımdan hoşnutsuzdular. Fakat Yanukoviç ve partisi, oylarının büyük çoğunluğunu bu bölgeden almıştı. Maidan gösterilerinde SB döneminin heykelleri yıkıldıkça ve Ukrayna Komünist Partisi büroları ve kadrolarına saldırılar yükseldikçe kaygıları arttı ve Şubat darbesinden sonra harekete geçtiler.

Halk Kırım'da yönetimi Mart ayında ele geçirdi. Yönetim, 16 Mart'ta gerçekleştirdiği referandumda Rusya'ya katılmayı kabul etti.

Faşist darbeye ve saldırılara karşı, darbenin Rus dilinin resmi kullanılmasına karşı yasa çıkarınca, Kiev yönetiminin meşru olmadığını ileri sürdüler. Gösteriler başlangıçta barışçıldı, kentlerdeki yönetim binalarını militan silahsız gösterilerle ele geçirdiler, federasyon talep ettiler. 7 Nisan'da Donestsk'ten başlayarak, Lugansk, Slavyansk, Maripol, Horlivka, Karamatorsk, Harkov'da yönetimi ele geçirdiler. Bu kentlerin mücadele içinde kurulan Yüksek Sovyetleri'nin temsilcileri Harkov'da toplanarak bölge koordinasyonu kurdular ve Kiev cuntasının yönetimini gayrimeşru ilan ettiler.

Kiev darbecileri, bu kentlerin halkı üzerine ordu birliklerini ve silahlandırılmış faşistler ile milliyetçi gönüllüleri sürdüler. Halk ajitasyon ve barışçı yollarla ordu birliklerinin ateş açmasını başlangıçta büyük ölçüde engelleyebildi. Fakat faşistler, Odessa dahil bu kentlerin halkı üzerine silah ve şiddet araçlarıyla saldırdılar. 2 Mayıs'ta kurdukları kamp faşistlerce saldırıya uğrayınca sendika binasına sığınan Odessa göstericilerini faşistler yakarak öldürünce, Donetsk halkı öncülüğünde silahlı milisler yaygınlaşmaya başladı. Silah üreten işletmelerden, depolardan ve Rusya'dan silahlanarak, üzerlerine sürülen ordu ve faşist, milliyetçi silahlı güçlerle sert çatışmalara girdiler. Silahlanmayan Harkov ve diğer bazı kentlerde halk yenildi ve Ukrayna yönetimi güçleri hava bombardımanlarının yardımıyla da buraları ele geçirdiler.

Fakat Donetsk ve Lugansk'ı, Halk Cumhuriyetleri ilan ederek Ukrayna'dan bağımsızlaştıran halk, bu iki kentte Ukrayna ordusu ve faşist-milliyetçi taburlara karşı direndi, yenilmedi. Kiev darbecileri, ordu ve faşist taburlar vasıtasıyla katliamlara başvurdu. Fakat direnen bu iki kent halkı, Rusya'dan sağladığı ağır silahlarla, yaz ayları ve Eylül'de, Aralık ayına değin, Ukrayna ordusu'nu, uçaklarını vurmaya, cephede ilerlemeye, diğer kentleri ele geçirme imkanı elde etmeye başladı. Rusya ve AGİT devreye girerek ateşkes sağlayarak bu ilerlemeyi durdurdular, uzlaşma sağladılar.

Bir Halk Ayaklanması

Ayaklanmada değişik akımlar ve güçler yer alıyor. Başta bu bölge halkındaki Rus milli duygusu ve Rusça kültür çok güçlü ve ayaklanmanın önde gelen motivasyonu bu. Ukrayna milliyetçiliğinin antifaşist anavatan savaşının anılarına saldıran ve silen, faşist mirasını sahiplenen, Rusça'yı resmi dillerden biri olmaktan çıkaran saldırganlığına karşı bölge halkı bu kültür ve duyguyla, ama aynı zamanda antifaşist duyguyla ayağa kalktı. Odessa'da antifaşizm ve anti-Batı emperyalizmi daha egemendi.

Özellikle silahlı direnişe öncülük edenler içinde, Rus milliyetçisi figürler ön plandaydı. Komünistlerden farklı olarak Rus milliyetçileri, ayrılıkçılıkta tereddütsüz olduklarından kısa sürede hem silahlı direnişte hem Halk Cumhuriyetlerinin yönetiminde öne geçtiler. Rus milliyetçisi ve Moskova kökenli Aleksandr Yuriyeviç Boroday Donetsk Halk cumhuriyeti Başbakanlığı yaptı ve 7 Ağustos'ta çekilerek görevini Donetsk ordusu komutanlığına Mayıs ayında getirilen Aleksandr Zakharçenko'ya bıraktı.

Ya da, Slavyansk savunması komutanı Strelkov basbayağı çarlık yanlısı bir Rus milliyetçisi ve Rusyalı. Rusya uzlaşma yolunu tutunca cephane ve silah yardımını keserek Strelkov'u geri çekilmeye ve Rusya'ya geri dönmeye mecbur bıraktı. Rusya'dan milislere katılan 3-4 bin civarında gönüllü olduğu belirtiliyor.

Fakat bu Rus milliyetçisi figürlerin ön planda olmalarına rağmen, sıradan halk ayaklanmaya katıldı. Parlamentarist Ukrayna Komünist Partisi taraftarı işçiler parti politikasını reddederek milislere katıldılar ve adlarını değiştirip Anarko-Komünisler olarak kendilerini tanıttılar. İlerici sosyalist Parti'nin bu bölgedeki kadroları da Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşuna katıldılar. Bu partiden Pavel Yuriyeviç Gubaryev Halk Milisleri komutanlığı yaptı ve Donetsk halk valiliğine getirildi.

Borotba taraftarları Donetsk'te milislere katıldılar, kendi örgütlerinin çizgisine de uygundu. Bu partinin gençlerinden kızıl milis Artem, Ukrayna'dan ayrılmanın, Ukrayna milliyetçiliğinin daha erken birbirine düşmesini getireceğini ve Ukrayna iç sınıf mücadelesini geliştireceğini ileri sürüyor.

Bu iki cumhuriyet bağımsızlıklarını ilan etmiş durumda. Fakat Rusya'nın baskısıyla uzlaşma yolunu şu şekilde tutuyor. Oligarşi mensuplarının işletmelerini millileştirme, oligarşiye karşı halkın çıkarlarını savunma görüşü halk arasında yaygın olduğu halde, Rusya'nın baskısı, önderlikteki kapitalist dünya görüşüne sahip milliyetçiler buna engel oluyor. Dahası Rusya'nın baskısıyla toplanan vergiler Kiev yönetimine gönderiliyor. İşadamı olan bir yönetici Halk Cumhuriyeti'ne vergi vermeyi reddeden işletmeleri ulusallaştırmayı önerdi, ancak kabul edilmedi.

Rusya'nın üç renkli bayrağı kabul görmesine, iki halk cumhuriyetinin birliğine tarihsel olarak bölgenin adı olan Yeni Rusya adı kabul edilmesine, bunların Rus milliyetçi eğilimleri yansıtmasına rağmen, halkta ve işçilerde, antifaşist ve antioligarşik duygular egemen. Özellikle antifaşist anavatan savaşının mirasına sahip çıkma duygusu yüksek.

Ayaklanan halkın her kentte kendi yönetimlerini kurması, merkezi meclise SB döneminin anısına Yüksek Sovyet (Rus gericiliğinin sembol adı Duma değil) adını vermesi, halk cumhuriyeti adını alması, bunlar antifaşist tarihi miras ve bilincin ayaklanma döneminde ortaya çıkardığı halkçı ilerici sonuçlar.

Daha önemlisi de, bu cumhuriyetlerde ve bölgenin halkı arasında komünistler ve devrimciler çalışma yapma imkanı ve özgürlüğü bulabiliyorlar. Batı Urayna ve Kiev'den ayrılmak, yeraltına geçmek zorunda kalan devrimciler, bu bölgelerde barınıyorlar.

Donetsk ve Lugansk'taki seçimlere, teknik bahaneler ileri sürülerek reformist Ukrayna Komünist Partisi doğrudan alınmadı ama Özgür Donbass Sosyal Hareketi içinde katılabildi.

Donetsk'deki seçimlerde, ikinci sırada oy alan Özgür Donbass Sosyal Hareketi, komünist olduklarını iddia edenlerle - Komünist Parti'nin tabanı - Halk Milisleri ve Silahlı Gönüllülerin içinde yer aldıkları oluşum. Bu ikinciler Avrasyacı eğilime sahipler. Özgür Donbass Hareketi mevcut ulusallaştırmaları destekliyor.

Bu iki halk cumhuriyetinde, Rusya'nın baskısıyla Kiev'le uzlaşma sürdükçe hareketin halkçı ve emekçi özellikleri geriliyor, oligarşi ve Kiev'le, hareket içindeki burjuva unsurlarla uzlaşma eğilimi, Rusya'nın emperyalist etkisi gelişiyor.

İlginç olan bir yan da, bu bölgelerde enternasyonal duygularla gelip çatışmalara katılan değişik uluslardan gönüllüler oldu. Ayrıca karşı kutupta Ukraynalı faşistlerle beraber değişik ülkelerin neofaşistleri de çatışmalara katıldılar. Bu durum Ortadoğu'daki çatışmalara da değişik uluslardan katılımla birlikte değerlendirildiğinde, bundan sonraki süreçte devrim ve karşıdevrim saflarına uluslararası katılımların artacağını gösteriyor.

Bazı sonuçlara varacak olursak;

Ukrayna derin bir ekonomik kriz içindeyken, bunu izleyen siyasi bunalıma yuvarlandı. ABD-Almanya başta gelmek üzere Batılı emperyalist güçler, Ukrayna üzerine nüfuz mücadelesinde, Batı Ukrayna'ya dayanan oligarşi kliğini, örgütlü faşist hareketler ve muhafazakar Ukrayna milliyetçileriyle birlikte, Ukrayna şoven milliyetçiliğiyle, Rusya düşmanlığı ve AB'ye katılım vaadiyle harekete geçirdi. Faşist bir darbeyle iktidarı bu koalisyon aldı.

Krize çözüm olarak milliyetçiliği tırmandırdı, geniş kitleleri milliyetçilikle zehirledi. Geçmişten farklı olarak paramiliter faşist güçleri büyüttü.

Önceki süreçte hazırlanarak az çok yaygın örgütlenme sağlamış militan devrimci örgütler bu hoşnutsuz yoksul kitleleri oligarşiye karşı halkçı çizgide cepheleştirebilir, önemli bölümünü saflarına çekebilirdi. Fakat milliyetçiliğin tırmandığı gösteriler ortamında artık geç kalındığını sonraki gelişmeler de gösterdi. Ukrayna milliyetçiliğinin iksiri içirilen ve parasal olarak beslenen yoksul genç militan kitleler akın akın sokakta ilerici avına, Güneydoğu “bölücülerini” katletmek için savaş taburlarına katıldılar.

Maidan milliyetçi hareketine az fakat militan güçle katılan faşist örgütlerin iktidar ortağı haline gelmeleri ve sayılarını birkaç misli büyütebilmelerinden çıkarılacak bir ders: ilerici kitle hareketlerinde, o zamana değin örgütsel birikim yapmış ama aynı zamanda krize eylemle yanıt arayan kitlelerin radikal hareketine militan öncülük yapabilen gerici, faşist hareketlerin de hızla büyüyebileceğini gösteriyor.

Güneydoğu Ukrayna işçi kentlerinin ayaklanması, faşist darbe ve gelişmeye karşı halkçı, şovenist baskıya karşı ulusal haklar savunucusu bir yanıttı. Bu antifaşist ayaklanmaya katılarak, Rus milliyetçileriyle hareket içinde hegemonya mücadelesi vermek, bu kentlerin kaderini tayin hakkını savunmak ve ayaklanmayı oligarşi karşıtı ve Rusya emperyalizminden bağımsız bir yönde geliştirmek doğruydu, doğrudur. Bu Ukrayna çapında hızlı bir büyüme yolu değildir. Ama antifaşist kitle ayaklanması, onun yol açtığı silahlı ve silahsız kitle örgütleri ve halkçı yönetim mevzileri içinde güç kazanarak, milliyetçi boğazlaşmanın zehirlediği ortamda devrimci mevziler yaratmak, bu mevzilere tutunarak büyümek, bu mevzileri sonraki sürecin devrimci mücadelelerine tramplen tahtası yapmak demektir. Ayrıca ayaklananları destekleyen Rusya halkını devrimci yönde etkileme olanağını değerlendirmek demektir.

Bu makaleyi paylaşın

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn